Page 53 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 53
Teveccüh Sohbetleri 49
Allahü Teâlâ ne güzel yaratmış kâmil insanı diyor. Niye, ayet-i kerimesinde “Nefahtü
fihi min rûhî, biz Âdem’i halk ettik kendi ruhumuzdan ruh üfledik.”, buyuruyor.
Evet, Allah’ı hakkal yakîn bilmek ruhunu bilmektir.
Allah’ı hakkal yakîn bilen bir kimse ne oluyor? O Allah’ta yok oluyor, Allah’ın varlığı
onda var oluyor.
İlmel yakîn, demek ki bir mesafe bırakıyor, aynel yakîn yaklaştırıyor, fakat perde var.
Bu perde nedir? Amelidir. Niçin? “Hasenetül ebrâr seyyietül mukarrebûn” buyrulmuş?
Ebrarların sevaptır diye işledikleri amellerini, mugarrepler, günahtır diye kaçarlar.
Bu nasıl anlaşılır şimdi? Ebrar ne yapıyormuş? Mesela namaz kılıyor da, ibadet yapıyor
da, mukarrebûn bunu yapmıyor mu?
Ebrarların sevaptır diye işlediğini “hasanetül ebrâr”, mugarrebin günah diye kaçarlar
onlar. Çünkü ebrar irade sahibi, mugarrebin iradesinden kurtulmuş.
Onun için niye kaçıyor?
Ebrar, ben yaptım, diyor; mukarrebûn, ben yapmadım, diyor.
Ebrar, ben yaparım, diyor; mukarrebûn, ben yapamam, diyor.
Bu ne demek oluyor?
Ebrar, işlemiş olduğu amellerden sevap karşılığı bekliyor, sevap umuyor.
Ama mukarrebûn, sevap beklemiyor da bir de nedamet duyuyor, bir de bir üzüntü
duyuyor, bir de bir havf duyuyor. Niçin?
Cenabı Hak beni kulluk yapmak için, onu tanımak için halk etti, ama ben onu
tanıyamıyorum, ben ona kulluğumu yapamıyorum.
Bütün mükevvenât kimin için halk edildi? Resulullah Efendimiz için halk edildi.
Cenabı Hak şanına, “Levlâke levlâk ve mâ halaktul eflâk” , buyuruyor. “Habibim ben
10
seni halk etmeseydim bu varlıkları halk etmeyecektim.”
Varlık deyince, sadece insanlar değil, melekler, cinler, daha da başka mükevvenâtı
diyor.
Mükevvenât ne demek? Mükevvenât, mesela cisim olarak gösteren canlı veya cansız
varlıklar. Bir de görünmeyenler var.
Mesela cemadat; yer, yerlerde olanlar.
Semavat, semavatta göklerde olanlar.
Bunlardan bizim haberimiz var mı? Yok.
Evet, yerlerde olanlardan haberimiz var da, yer cisminde olanlardan bildiklerimizden
çok bilmediklerimiz var. Neler var yerlerde? Her şey yerden, bütün bitkiler yerden,
topraktan bitiyor.
10 Keşfü’l-Hafa, c.2, s.164

