Page 52 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 52
48 Gülden Bülbüllere
Bizim ruhumuzda bir maksut, bir maksat vardır. Ama ruhumuzu bilmiyoruz ki
maksadımızı da bilelim. Niçin?
Nefsimizi bilmiyoruz ki ruhumuzu bilelim.
Nefsini bilen ancak nefsi ile ruhunu seçer, ayırabilir.
Ama ruhtan bahis yoktur. Ruhunu bilen zaten rabbisini bilir.
Ruhtan bahsedenler ve ruhları kelam söyleyenler ne oldu?
Zâhir âlimler onları hazmedemediler. Bak! Muhyiddin Arabi Hazretleri’nin ruhu o
kelamları söyledi, nefsi söylemedi. Ondan sonra Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri’nin ruhu
söyledi, nefsi söylemedi. Niçin? Nemrut “Ene’l hak.” dedi kafir oldu. Mansur “Ene’l
hak.” dedi de kâfir olmadı? İkisi de aynı kelamı söylemişti.
Kelamı kibarda da zaten geçiyor.
Mansûr “Ene'l Hak” söyledi
Gördü hakîkat dârını
Mansûr değil cân söyledi
Cân içre cânân söyledi
Ol rûh-ı sultân söyledi
Keşf eyleyip esrârını
Nemrut da hâşâ, “Ene’l Hak, ben Allah’ım.” dedi, Mansur da bu kelamı söyledi. Ama
Nemrut’un nefsi söyledi, küfrü inadı söyledi. Mansur’un nefsi değil, Mansur’un ruhu
söyledi. Mansur söylediği kelamdan hiç haberi yok ki bilmiyor ki çünkü Mansur’un
kendisi söylemedi.
İşte insanlar, ne zaman ki Fenafillah, Bekâbillah, Seyr-i ilallah olurlar. Yani insan
Allah’ta fani olursa ne oluyor?
Allah’ta fani olmak nedir? Allah’ta yok oldu.
Allah’ta yok olan bir insanın, onun da sözü var, kelamı var, şimdi ondan konuşan kim
oluyor? Allah’ta fani oldu, Allahın varlığı onda var oldu. Bu kelamı kim konuşur o
zaman?
Ruh demek, ne demektir?
Ruh, Allah’tan ayrılmış bir parça, Allah’a birleşiyor yine.
Öyle değil mi? Buna muhalefet edilir mi? Çünkü ne buyuruyor Cenabı Hak “Biz
Âdem’i halk ettik, kendi ruhumuzdan ruh üfledik.” .
9
Bunu niye ehl-i dil, dile getirmiş?
Te'âlallah ne hûb zîbâ yaratmış kâmil insânı
“Nefahtü fîhi min rûhî” deminde kılmış ihsânı
9 Sad 38:72

