Page 493 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 493

494                                                          Gülden Bülbüllere

                 Teveccühe gelin ihvân
                 Kuruldu halka-i Rahmân

                 Açıldı ravza-i rıdvân
                 Bu meydân-ı muhabbettir
                 Bu bir ıyd-ı meserrettir

          Iyd’dan mana bayram. Bu ruhun bayramıdır. Burada bu görünür mü? Görünmez. Bu
          neden  görünmez? Çünkü ruhu  göremiyoruz  ki onu da  görelim. Mademki  burada
          ruhlar mesrur oluyorsa yani bu da nedir? İşte muhabbetimiz, sevgimiz.
          O muhabbet tamamen sizin içinizi doldurur, ihya eder, ağlatırsa, bağırmalar nereden
          geliyor? Neden geliyor bu bağırma?
          İradesiyle bağırıyorsa zaten hatalı, günahtır. İradesiz bağırıyorsa marifettir, haktır.

                 Bir kez Allah dese aşk ile lisan
                 Dökülür cümle günah misli hazan

          İşte bu aşk ile iradesiz, Allah, diye bağıranların cezbesidir. Bunun hakkında “Bir kere
          Allah demek bin oğuldan hayırlıdır.” Buyrulmuştur. Ama  öyle Allah demek; aşktan,
          şevkten, iradesiz, kalpten, Allah, demektir.
          Bu  hususta Ahmed-i Bîcân  Hazretleri hakkında kitapta  yazıyor.  Bir zengin tüccar
          oğlunun gözlerinin açılması için  şifa arıyor. Ama çok hocalar,  çok doktorlar,  çok
          ziyaretler, yatırlar ziyaret etmiş, çocuğunun gözü açılmamış. Demişler ki:

          —Ahmed-i Bîcân isminde bir Evliyâullah var. Onda Hazreti İsa’nın nefesi var, ona
          götürürsen onun nefesi ile gözü açılır.

          O da inanmış, çocuğunu getirmiş, halini arz etmiş.
          —Bu çocuğun gözlerini aç. O da demiş ki:

          —Ben bunu  yapamam, benim elimden gelmez. Benim ismim Ahmet ama ben bir
          günahkâr kulum, ben bunu nasıl yapayım, bu âmâ gözleri  nasıl açarım. Bu ancak
          Hazreti Muhammed’in, Hazreti Musa’nın, Hazreti İsa’nın layığıdır.
          Bunlar fazla ısrar edince ellerinden kaçmış, dayanamamış oradan kaçmış. Fakat dışarıya
          çıkmış,  az sonra oradan “Biz  açarız! “   diye  bağırarak geri  gelmiş, çocuğun gözünü
          açmış.
          Oradaki cemaat görmüş önce açamayız, dediniz, sonra biz açarız, dediniz. Çocuğun
          gözlerini açmış gitmişler. Soruyorlar:
          —Efendim bunun hikmetini sen söyle.  Yani  birisi başka, birisi başka değil ki. Biz
          açamayız, dediniz, sonra biz açarız, dediniz; buradaki hikmet ne?
          Demiş ki:
   488   489   490   491   492   493   494   495   496   497   498