Page 498 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 498

Teveccüh Sohbetleri                                                    499

          Evet, teveccüh  başlarken Estağfurullah  diye nida olacak. Herkes gözlerini  yumacak,
          göz açmak yasak. Parmaklarınızla  veya tespihle hesabını yaparak  25 defa istiğfarı
          okursunuz. İstiğfarı derslerde okuduğunuz gibi veya hatmede okudunuz gibi istiğfarı
          böyle: “Estağfurullaaah Estağfurullaaah Estağfurullaaah” diye  okursunuz. Beş on
          dakika sonra üç defa istiğfar sesi duyacaksınız. Onu sakın okumayın, o bize ait. Ondan
          sonra namazı var kılıyoruz, duaları gizli aşikâr  okunuyor, ondan sonra  teveccühe
          başlanıyor. Usulünce oturtturacaklar, teveccüh yapılırken bu saflar arasında geziyoruz.
          Bir de şunu ifade edeyim: Bak! Ayağım arızalı. İstirham ediyorum, sakın elime ayağıma
          sarılmayın. Neredeki? Ankara’daki teveccühte sarılıyorlar. Bu kadar iki bin kişiyle yahu
          önümü kapatman  olur mu? Hatta boğazıma sarılıyor, ayağıma sarılıyor, eteğime
          sarılıyor. Bunların hepsiyle nasıl yapayım, mümkün mü? Zaten ayağıma sarılırsa iterim.
          Ankara’daki teveccühte, neredeydi Maraş’ta mıydı? Boğazıma sarıldı, bu teveccühte hiç
          olur mu? Beni kurtarın, diye bağırıyor.

          Evet, bir de teveccüh bitinceye kadar gözlerinizi açmayın. Teveccühten maksat yokluk.
          Teveccühün bir şartı var, o yerine gelmiyor. Ama burada önemli olan bizim burada
          alacağımız feyiz, muhabbet. Zaten teveccüh de bunu istiyor.
          Evet, bu  safları gezeceğiz, sırtınıza el vurulacak ve ne himmet olur gönlümüze, ne
          doğar ise kelamı kibar okunacak. Ne  zaman ki bütün her tarafa  gidildikten sonra
          teveccüh o  zaman bitmiş oluyor.  O zaman, bitince hocalardan bilen  bir tanesi  sesi
          yüksek olan, cihazın yanına gelsin, bir aşır okusun.
          Aşır okuyunca ne  oluyor? Teveccüh  bitiyor. O zaman herkes  teveccühün  şeklini
          bozabilir.
          Teveccühte ayaklarınız ağrırsa değiştirirsiniz. Her çeşitli oturma yapabilirsiniz. Yalnız
          safları bozmayın, ileri gidip başkasının üzerine gitmeyin, geriye gidip başkasının üzerine
          gitmeyin. Sağınızdakine yük  olmayın, solunuzdakine yüklenmeyin. Ama olduğunuz
          yerde kimseye zarar vermeden  ayaklarınızı değiştirebilirsiniz. Mesela  yerinizde
          mürebbe oturabilirsiniz veya ayağın birinin üzerine oturup birisini yorulduktan sonra
          değiştirebilirsiniz. Bunlar olabilir. Yalnız ileri geri, sağa sola gitmeyin.
          Bir de teveccüh boyunca kalbi selim olun, bütün gelen düşünceleri atın. Yani:

          “Gam gelmez dememişler; gam eğlenmez demişler.”
          Gam gelir, düşüncenize, gelmemenin imkânı yoktur. Huzur sahibi değiliz ki huzur
          sahibi  olana  gelmez  ama huzur sahibi  olmayana gelir. Ama gelsin, o gelen  şuğulu
          atmak da bir maharettir, bir marifettir.

          Çünkü niçin?  Şuğulu atan kalp cihat yapıyor. Cihat  yapan  kalp cârî bir  nehirdir,
          kirlenmez. Ama cihadını yapmayan kalp de bir göl suyu, kirlenir. Yani cârî akan bir
          nehre insanlar ne kadar zibil atsalar, pis şeyler atsalar kirletemezler, alıp onu götürüyor.
          Ama göl suyuna, atılan pis şey orada kalır, kirlenir.

          İşte bu cihat da böyledir. Cihat yapan kalp kirlenmez. Kalbinizden cihadınızı yapın.
          Yani gönlünüze gelenleri atın, Allah’ı unutmayın. Kalbinizde Allah, rabıta karşınızda,
          kamçı elinde, tependen aşağı vuruyor, niye unuttun, diye.
   493   494   495   496   497   498   499   500   501   502   503