Page 496 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 496

Teveccüh Sohbetleri                                                    497

          Nice Mansur buradan geçiyor. Hem de “nice” çok ama söylenilmiyor. Daha başka açık
          bir kelamı var:

                 Şârihin şerh ettiği gör bir tecellî Tûrudur
                 Kim bilir kim günde nice Tûr ile Musa'sı geçer

          Şarih yani zâhir şeriat âlimleri daima Kur’an’daki bir hakikati bahsederler. Nedir bu?
          Hazreti Musa’nın  Tûr mucizelerini insanlara anlatırlar, Tûr’dan bahsederler. Ama
          bilmezler ki: “Günde nice Tûr ile Musa’sı geçer”.
          Bunlar nedir efendiler? Peygamber Efendimiz: “Benim ümmetimin velîleri  beni
                                                    15
          İsrail’in peygamberleri gibidir, derecesindedir.”  buyuruyor. Ümmetinin velîleri
          deyince velîlerin sayısı mı var? Yoktur. Hatta onun için burada:
                 Kim bilir kim nice bin Tûr ile Musa'sı geçer
          Evet, böyle efendiler! Bizim tarikatımız azizân, kıymetli tarikat, bidat girmemiş.

          Büyüklerimizden hatme için gittiği köyde demiş ki:
          —İçinizde bîgâne var.
          —Efendim, aramızda yok. Demiş ki:

          —Bîgânenin asası var burada.
          Bakmışlar ki dışarıda dersi olmayan, tarikatı olmayan birisinin  asasını almış gelmiş,
          bastonunu almış gelmiş.
          Bizim tarikatımız azizân,  kıymetli tarikat. Bizim  tarikatımız nazenin.  Nakşibendî
          Efendimiz: “Benim tarikatıma bidat katanın ben davacısıyım.” demiş.
          Ama bizde halkaya katılıyor, buradan çıkmak istemiyor. Dersi olmayanlar oturmasınlar,
          zarar görürler; bizden söylemesi. Ama oturanlar bir yerde zararını görürler.
          Bu nispet-i âliye hem nurdur, hem de zehirdir.

          Hani nisan yağmuru yağar, nisanda  balıklar ağzını açar. O yağmur katreleri karnına
          düşer, onun karnında kıymetli bir maden olur, onun karnında dür (inci) olur.

          Yılan da aynı yağmurlara ağzını açıyor. Yılanın karnına düşen de zehir oluyor. Yılan
          zehrini nisan yağmurundan alıyor. Balık da karnında dür’ü nisan yağmurundan alıyor.

          Öyleyse buraya  tarikatı hiciv için, alay için gelmişseler, zehirlenirler.  İnanıyorsa ders
          alsın girsin, inanmıyorsa  daha niye gelip giriyor?  Yalnız burada ne  var? Dersi
          olmayanlar girmesinler.

          Bak, akşam dedik ki ilk ders alanlar boy abdesti alamazlarsa tarikata giremezler. Bizim
          tarikatımıza boy abdesti, tövbe namazı ile giriliyor. Bunlar, dersi olmayanlar, girmesin
          ayrılsın. Sohbeti dinlesinler, sohbette tefrik yok. Sarhoş da gelsin dinlesin, herkes gelsin
          dinlesin ama dersi olmayanlar giremez, amelimiz yasak.

          15  Keşfü’l Hafâ
   491   492   493   494   495   496   497   498   499   500   501