Page 522 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 522

Teveccüh Sohbetleri                                                    523

          Evet, işte burada ihvanlar birbirinizi sevmek, en büyük kârınızdır. Burada birbirinizi
          sevin.

          Mecnun sıfatlı olmaya çalışın.
          Bak, insanlarda Mecnun var, Meczup var, bir de Cünûn var. Bunların üçü de deli
          görünümlü fakat bunlar değişiyor. Esas deli olan cünûndur. Yani akli dengesi olmayan,
          bozuk olan, Allah akıl vermemiş ona.
          Meczup’ta ne var? Deli gibi görünen ama öyle değiller. Onların işleri zarar değildir.

          Bir de Mecnun var. Bizim için Hazreti Allah tarikatı bize nasip etmiş. Bunun için de
          biz Mecnun sıfatlı olmaya çalışalım. Ne cünun olalım, ne de meczup olalım. Meczup
          olursak eğer o  zaman  şeyh efendimize bağlı değiliz, başka bir yere bağlıyız. Bağlı
          olduğunu sen bilmiyorsun, idrak etmiyorsun. Mühim olan, önemli olan Mecnun sıfatlı
          olmaktır.
          Bak! Kelamda da hepsi geçiyor. Cünun geçmez, meczup geçmez; öyleyse ne geçiyor
          kelamlarda?
                 Bir Leyla’nın Mecnunuyam…
          Diyor.

                 Mecnun gibi dağdan dağa gezmek
          Kelamlarda ne kadar geçiyor bu Mecnunun hitabı.
                 Bir Leyla’nın Mecnûnuyam cânân ilinin cânıdır
          Ama yalnız Mecnunluk şudur ki sevmişim seni, her şeyden çok sevmişim seni; Mecnun
          başkasını sevmeyecek, hiç kimseyi kıskanmayacak.
          Çok sevenler var ki kıskanıyorlar. Diyor ki ben fazla sevdim. Leyla’yı kimse benden
          fazla sevemez.
          Çok sevenler var ki onlar da kıskanıyorlar. Benim  şeyh efendim  bana iltifat  etsin,
          benimle ilgilensin, beni sevsin; başkasını sevmesin, bu doğru değil.
          Buna ihsan  denmez, çünkü bu Allah’ın rahmetini noksan görmek, Resulullah’ın
          şefaatini noksan görmek, Evliyâullah’ın himmetini noksan görmektir.
          Sanki sen bir fakirsin, gitmişsin bir kapıya ‘sâil’ (dilenci), orada Allah rızası için bir şey
          istiyorsun. O kapı sana bir şey verecek. Bir sâil daha geldiği zaman diğeri der ki:

          —Bu nereden geldi yahu? Şimdi bana vereceğini ikiye böler, o olmasaydı bana fazla
          verirdi. O da geldi şimdi bana az verecek, der.

          Canım Allah sana da versin, ona da versin, kıskanma, niye kıskanıyorsun?
          Evet, onun için burada çok dikkat edin, ihvanlar! Birbirinizi sevin.
          Eğer ki bu yolda terakki etmek istiyorsak, bu yolda gitmek istiyorsak, bir şey sahibi
          olmak istiyorsak, birbirinizi sevin. Kenetlenin birbirinize, birbirinizde kusur görmeyin.
          En büyük  burada maharet, en büyük amel; birbirinizin kusurunu örteceksin,
          seveceksin.
   517   518   519   520   521   522   523   524   525   526   527