Page 11 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 11

Teveccüh Sohbetleri                                                     7

          bunları yine var edeceksin, inanıyorum buna. Fakat bir gözüm ile göreyim bana  bir
          alamet göster.

          Cenabı  Hak  buyuruyor ki:  “Dört  tane büyük kuşun (isimleriyle  yâ  İbrahim diyor
          filanca kuş, filanca kuş, filanca kuş, filanca kuş) bunların başlarını kes, bunların
          vücutlarını gövdelerini dibekte döv, macun et, birbirlerine vücutları karışsın. Her birini
          bir dağın üzerine koy,  dört tane dağda ondan sonra yâ  İbrahim bunları isimleriyle
          seslen.”
          Bütün dört kuşun gövdesi macun olmuş birbirine karışmış önünde. Bunları isimleriyle
          seslendiği zaman gözünün önünde o etlerin ayrıldığını görüyor, macun olmuş birbirine
          karışmış o etlerin ayrıldığını görüyor. O etler ayrılıyor, kemikleri bütünleniyor, tüyleri
          takılıyor, başları gelip takılıyor, uçup gidiyorlar. Secdeye kapanıyor.
          — Tatmin oldum Yâ rabbî, diyor. Bir budur. Bir de:
          —Yâ rabbî sen gelmekten, gitmekten, yemekten, içmekten, münezzehsin ama  ben
          dünya haneme seni davet ediyorum.
          Cenabı Hak,  bir gün veriyor “Filanca günü geleceğim yâ  İbrahim.” diyor. O güne
          İbrahim Aleyhisselam  bütün ne kadar maiyetinde  insanlar varsa, çok, kullarının
          karavaşlarının da sayısı çoktur.  Bunları  hep seferber  ediyor.  O gün için ta ki  ırak
          noktalarda temizlikler yapıyorlar. Efendim çeşitli çeşitli yemekler hazırlanıyor. Cenabı
          Hak gelecek  diye beklenirken bir ihtiyar  geliyor. Ama ne kadar ihtiyar biri,  beli
          bükülmüş değneğe böyle sarılmış dayana dayana geliyor. Gözlerinde çapak  akmış,
          ağzından salaganlar akmış, yüzü kırışmış, hiç yüzüne de bakılacak bir hal yok.
          Görkemde çok çirkin görünüyor. Bu ihtiyar gelince demiş:
          —Yâ İbrahim açım, karnımı doyur. İbrahim Aleyhisselam buna demiş ki:

          —Baba, benim çok kıymetli bir misafirim gelecek. Sen buralarda durma, sen ekmek al,
          git de ye, meşgul etme bizi, demiş.

          Bu ekmeği almış gitmiş. Gözlemişler Cenabı Hak gelmemiş. Verilen gün saat geçmiş,
          Gelmeyince Cenabı Hakk’a müracaat ediyor.
          —Yâ rabbî, sen vaadinden hulf etmezsin hâşâ. Gözledik niye teşrif etmedin?

          Cenabı Hak “Yâ İbrahim, ben gelmekten gitmekten yemekten içmekten münezzehim.
          Fakat  ben geldim sen bana hiç iltifat etmedin, yüzüme bile bakmadın, bir kuru bir
          ekmek ile beni savdın.” diyor.
          —Aman Yâ rabbî estağfurullah, tövbe estağfurullah, böyle bir şey size karşı, azametine
          karşı böyle bir kusur işlemedim ben Yâ rabbî, diyor.
          Cenabı Hak  “Eğer sen,  o sizin gözünüze çok kerih, çirkin  görünen  o ihtiyarı, beli
          bükülmüş, gözleri çapaklanmış, ağzından salaganlar akıyor, değneğe dayanaraktan o
          gelmiş idi, eğer ona hürmet etseydin, ona yedirseydin, içirseydin bana hürmet etmiş,
          bana yedirmiş, içirmiş olacaktın”.
   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   16