Page 15 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 15

Teveccüh Sohbetleri                                                     11

          Bunu ta ki amelimiz sonuna kadar yapılacak ve gözler de açılmayacaktır. Dikkat edin,
          iki defa “Estağfurullah” nidası burada okunacak. Birisi teveccüh başlarken herhangi bir
          efendinin estağfurullah ilan etmesidir. Bu sizin için olacak,  bunu duyduktan sonra
          gözlerinizi yumup 25 istiğfar okuyacaksınız. Bir de sonradan  bu günahkâr 3 defa
          “Estağfurullah”  diyecek.  Âşikâr  olarak  “Estağfurullaaah  Estağfurullaaah
          Estağfurullaaah”. Sakın bunu okumayın o bize aittir. Bize ait dualar var, namazımız
          var, kılacağız. Sonra 3 defa istiğfarı aşikâr okuyacağız. İşte burada dikkat edin 3 defa
          biz istiğfarı aşikârı okuduğumuz zaman siz bu istiğfarı okumayın. Siz ancak gönlünüzü
          rabıtanızla Allah ile meşgul edin ta ki amelin sonuna kadar gözlerinizi de açmayın.

          Amel ne zaman tamamlanıyor? İşte burada bize ait olan vazifeler yapıldıktan sonra.
          Esas bir vazifemizde şudur ki: burada bu cemaati tabii saf saf sıra sıra oturtturacaklar.
          Bu safların arasında bu günahkâr gezip de kelamı kibarlardan  ne ki gönlümüze
          geldiyse,  ne himmet olduysa,  dolduysa onu okuyacağız ve sırtlarınıza da el vurulacak.

          Niye bu kelamı kibarlar okunuyor, niye bu sırtlara el vuruluyor?

          Kelamı kibarlarda öyle bir esrar, ihsan var ki; insanlar, ruhlarını Cenabı Hak halk ettiği
          zaman  “Elestü birabbiküm.” 8   Cenabı Hakk’ın kudret lisanını duydular. Allah’ın bizâtî
          kudret lisanını duydular fakat o zaman “Belâ” diyenler oldu “Belâ” demeyenler oldu.
          İşte o “Belâ” diyenler, bu dünyada inananlardır.  İnsanlarda bu cezbe var ya gayri
          ihtiyari ağlamalar, bağırmalar, çırpınmalar işte  bunlar oradan geliyor.  Bu ruh, ilmi
          ezelîde Cenabı Hakk’ın kudret lisanını duymuş, o tadı tatmış.  O tadı tadınca işte bu
          güzel kelamlar, güzel sözler ifade edildiği zaman, o ruh onu hatırlıyor. Onu hatırlayınca
          artık, işte bak! Ne buyurdu?

                 Murg-ı cânlar başlar âh u figâna
          Dedi ya kelamı kibarda:
                 Teveccüh olunca herbir ihvâna
                 Mürde kalblerimiz gelirler câna

                 Murg-ı cânlar başlar âh u figâna
          İşte o ahu figandan mana; ta ki o ilmi ezelîdeki Cenabı Hakk’ın kudret lisanını duymuş,
          onu hatırlayınca onda gayrı ihtiyari bir çırpınma, bir hareket oluyor, bir budur.
          Bir de evliyaullah’ın velâyet  nuru, ruhu ihâta etmiştir. Evliyâullah’ın kelamı (zaten
          kelamı kibar evliyaullah’ın kelamı) geçtiği zaman, velâyet ismi geçtiği zaman buradan
          da cezbe alır.
          Bu da nedir? Cenabı Hakk’ın esma nuru var, sıfat nuru var, zat nuru var.

          Bazı müridin ruhunu esma nuru ihâta etmiştir. Esma nuru ile o ruh idare ediliyor.
          Bazı müridin ruhunu da sıfat nuru ihâta etmiştir. Sıfat nuru ile o ruh idare ediliyor.
          Bazı müridin ruhunu da zât nuru ihâta etmiştir. Zat nuru ile o ruh idare ediliyor.


          8  Araf 7:172
   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20