Page 14 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 14

10                                                           Gülden Bülbüllere

          Hatta bak! Rabıta tarifinde niye buyruluyor ki nefsini bir uyuz siyah köpek suretinde
          ayaklarının dibine atmışsın, elinde şeriat kamçısı var, tepesinden aşağı vuruyor, terbiye
          ediyor.  İşte burada  rabıta bizim kalbimizin bekçisidir. Rabıta karşımızda Allah
          kalbinizde demek; Allah’ı unuttuğumuz zaman rabıta ne yapıyor? Karşımızda vuruyor,
          hatırlatıyor.
          Evet, bir  de  teveccühte göz açılmayacak, dikkat  edin. Teveccühlerimizde,  çok
          zamanlarda, göz açmayın  diye tekrar  tekrar ediyoruz. Yine  gözü açık olanları
          görüyorum. Bu da nimetimize manidir. Yani göz açmak burada tecellî edecek Cenabı
          Hakk’ın feyzine, nuruna mani olur. Hem kendisi istifade edemez hem de buraya
          gelenlerin feyzine mani olur.
          Bak! Buraya  çok  ıraktan kış dememişler, soğuk dememişler gece gelmişler uykusuz
          kalmışlar. Bunlar bir arzu üzerine gelmişler. Burada bir şey ummaya gelmişler, bir şey
          istemeye gelmişler.
          Bu nedir ki:  “Fe emmel yetime felâ tekhar ve emmes saile felâ tenhar.” 7   Cenabı Hak
          bizlere, kullarına  ne buyuruyor? “Yetimlere, fakirlere, saillere ihsanda bulunun.”
          Öyleyse biz de buraya sail olarak geldik.

          Kimin saili? Allahın saili, Allahın fakiri.
          Kimin fakiri? Peygamberin fakiri.
          Kimin fakiri? Mürşidimizin fakiri.

          Onlardan bir şey ummaya, istemeye geldik. Bunlar bir şey ummaya istemeye gelirken
          hani burada  bir nimet alayım derken  bir de külfet  yüklenmeyelim. Bir de mihnet
          meşakkat yüklenip gitmeyelim.

          Ne demek bu? İşte riayet edilemezse hani bir kimse burada bir sevap işleyeyim, bir
          amel işleyeyim de buradan bir şey alayım derken buradan ne alır? Bir ceza alır gider.
          Onun için yasak olan bir şeyi işlememek lazım. Göz açmak teveccühümüzde yasaktır.
          Ne zaman ki teveccüh başlar, tabii teveccühte oturmanın bir usulü var, onu bilenler
          oturtturacaklar. Oturduktan sonra ve teveccüh başlayacağı zaman hocalarımız
          tarafından veya herhangi bir kimse tarafından “Estağfurullaaaaaah” diye nida olunacak.
          Bu “Estağfurullah” nidası olunduğunda umumiyetle gözler yumuluyor daha göz açmak
          yasak. Göz  açmayın! Gözlerinizi yumduktan sonra 25 istiğfarı okuyacaksınız. Bunu
          parmaklarınızla hesabını yaparaktan usul, kendiniz işiteceğiniz kadar ve sonlarını
          uzatarak 25 istiğfarı okursunuz.
          İstiğfarı okuduktan sonra rabıtanız karşınızda Allah kalbinizde, ne zaman ki kalbinize
          her ne  şuğul gelirse  atın. Bunlar geçmişte gelecekte  alacağınız, vereceğiniz,
          meşakkatiniz, iyi gününüz, yaman gününüz  olabilir.  Ne gelirse  ticaretiniz, borcunuz
          hep kalbinize geleni atın, korkmayın tutmayın geleni atın.  Hem burada cihat yapmış
          oluyorsunuz.





          7  Duha 93: 9-10
   9   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19