Page 12 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 12

8                                                            Gülden Bülbüllere

          Şimdi buradan maksadımız da şudur. Cenabı Hak “Nahnü akrabü, kulum ben sana şah
          damarından daha  yakınım.” 6  buyuruyor. Öyleyse  buraya gelen insanların hepsi
          kalplerini Allah’a vermiş gelmişler. Fakat Allah’a vermeyip gelen var ise buraya, Allah’a
          kalplerini versinler. Kalplerinde olan bütün teşvişleri yani  bütün  şuğulları bütün
          meşgaleleri kalplerinden çıkarsın atsınlar.
          Onların kalpleri nasıldır? Böyle kalbi  şuğullu  gelenler olursa onların kalpleri, kapları
          doludur. Neyle dolu? İnsanın bir kabı var ama bu kap şuğulla dolu.
          Mesela çok zengin ikram sahibi, ihsan sahibi bir ağa insanlara ihsan ediyor.  İnsanlar da
          çok ihtiyaçlılar. İhtiyaçlılara diyor ki:
          —Kimin ne  ihtiyacı varsa  gelsin. Fakat  kabını boş getirsin, kabı boş olacak,  temiz
          olacak. Kabı boş olan,  temiz olan,  ihsanını alır gider. Kabı temiz olmayan, boş
          olmayan alamaz.
          Öyleyse oraya giden insanlar kabını temiz ve boş götürürse muhakkak o ağa vaadinden
          dönmez. O ağa ne yapar? O boş ve temiz kaba nimetini kor. Eğer kabı boş değilse
          koymaz, tenkit eder. Kabı doluysa neresine koyacak.
          Onun için mübarek büyüklerimizden Muhammed Beşir Hazretleri teveccüh yaparken
          kelamı kibar okuyor ve teveccüh yapıyor. Birisinin teveccühünde ise:

          —Vay vay vay ki vay vay, Vay vay vay ki vay vay, Vay vay vay ki vay vay.
          3 defa böyle  demiş. Muhammed Beşir Hazretleri ne demiş? Yani demiş ki ne çare
          buna. Ben buna ne çare yapayım. Bunun kalbi muhalefet ambarı dolu. Boş yer yok ki
          ben buna bir şey yapayım da bir şey koyayım.
          Onun için şimdi bu teveccühte, bu amelimizde kalbi selim ister. Boş kalp, kalbi selim
          olursa işte sen temiz ve boş kabını aldın geldin.  Ağanın ihsanı senin için helal olur.
          İhsanını sana verecektir ama kalbin boş değilse, temiz değilse bir şey alamazsın. Onun
          için bak! Burada kelamı kibarda şöyle geçiyor:
                 Yar daim sana nazar eyler
                 Seni gafil görürse güzar eyler

          İzdiham fazla, teveccühümüzü yapalım. Cemaat fazla teveccüh biraz uzun sürer. Onun
          için  şimdi teveccühü tarif  edeceğim. Bu  teveccühümüz  de, her zaman yapılmayan
          ameldir unutulabiliyor veya hiç karışmayanlar var, yeni karışacaklar var. Teveccüh, bu
          amel yaklaşık bir saat sürecek.
          Bu amelde dikkat edin. Oluyor, insana gam gelir, gelmez değil. Biz avamız ancak kimin
          kalbine ibadette şuğul gelmez? Zaten ibadet olmadığı zamanlarda onların kalpleri yine
          huzur sahibidir. Onların kalpleri (huzur sahiplerinin) yani tam manası ile bütün anasırı
          zıddiyetini değişmiştir. Bütün kabız halinden kurtulmuş olanlardır.

          Bunlar kimlerdir? Bunlar işte velîlerdir. Onların iki ciheti var. Onların zâhiri halk ile
          bâtını hak iledir. Onlar iki aklını, aklı maaş ve aklı maad birden kullanıyorlar.



          6  Kâf 50:16
   7   8   9   10   11   12   13   14   15   16   17