Page 13 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 13

Teveccüh Sohbetleri                                                     9

          İnsanlarda aklı maaş vardır. Ama bazı insanlar var ki Allah’a sığınırız, onlar hep aklı
          maaşını kullanıyorlar.  Bunlar sadece dünyayı biliyorlar, dünyayı düşünüyorlar,
          dünyayla meşgul oluyorlar. Bunlarda amel yok,  ahiret yok, hiçbir  şey yoktur.  Onlar
          tamamen hep aklı maaşını kullanıyorlar.
          Ama Müslümanlar hem aklı maaşını kullanır, hem  de aklı maadını kullanır. Bu  aklı
          maad ile kötülük yapmıyoruz, ondan elimizi çekiyoruz. Ama yine de aklı maaşımız ne
          yapıyor, etki yapıyor.  Bir ibadeti yaparken yine dünya işleri hatırımıza geliyor. Gelsin
          mani değildir, onu atmak lazım, onu tutmamak lazım.

          Fakat bir de var ki hep aklı maadını devamlı kullanıyor. Kimler? Bu huzur sahipleridir.
          İşte onlar aklı maaşını kullandıkları zaman da dünya işinde çalıştıkları zaman da yine
          onlar aklı maadlarını kullanıyorlar. İşte bunların iki ciheti vardır, zâhiri halk ile bâtını
          hak iledir.

          Zâhiri  halk ile teşriki mesai ile olduğu  müddetçe de yine  onun Allah’tan da irtibatı
          kesilmiyor. Bunların iki yönleri vardır. Biz böyle değiliz ama böyle olmaya çalışalım.
          Böyle olanları Cenabı Hak bize nasip etmiş. Nasıl ki mesela bak!
                 Âriflerin kıyâmeti dâimdir
                 Kulûbu hep mâsivâdan sâimdir

                 Biz gaflette isek pîrim kâimdir
                 Bırakmaz berzah-ı süflâya bizi
          Bu bize bir müjdedir ve bize kâfidir. İşte teveccühte bir saat içerisinde bu yapılacaktır.
          Herkesin gönlüne artık çeşitli çeşitli şuğulun gelmemesinin imkânı yok, gelir. Artık ne
          ise suğulu, gayesi, alacağı, vereceği neyse gelir. Bunlar gelmekle beraber mani değildir.
          Bunları atacak, tutmayacak. Çünkü kalbe gelen tutulursa kalbi mülevves eder. Kalbe
          gelen tutulmaz  atılırsa mülevves etmediği gibi de farz olan  bir ameli işliyor, cihadı
          ekberi yapıyor.
          Cihadı ekber ne? Nefis mücadelesi. Nefis mücadelesi neyle oluyor? Nefis
          mücadelesinde işte kalbe gelen muhalif şeyleri akla nefis getiriyor veya şeytan getiriyor.
          Eğer onları atarsanız işte mücadele yapıyorsunuz. Bu mücadele namazda da vardır. Bu
          cihat her amelde vardır. Amelin haricinde de cihat olabilir.
          Onun için işte burada kalbinizi selim edin. Selim etmek için de kalbinize geleni atın.
          Bak! Bu caminin pencereleri var, dikkat edin, güneş doğduğu zaman bu pencerelerden
          vuruyor, burayı  ışıldatıyor. Ama bu  pencereler hep kapandığında güneş buraya
          vurmasa ne olur? Burası karanlıkta kalır.

          İşte bu amelde Cenabı Hakkın nuru tecellî edecek; eğer kalbinizi selim ederseniz, yani
          Allah ile meşgul ederseniz, gaflette olmazsanız, güneşe bir pencere açmış olacaksınız
          ve muhakkak o pencereden güneş vuracak o binayı ışıtacak.
          Onun için bu amel kalbi selim istiyor. Kalbi selim de işte kalbinize geleni bütün atın
          kalbinizi Allah ile meşgul edin. Rabıtanız karşınızda Allah da kalbinizde.
   8   9   10   11   12   13   14   15   16   17   18