Page 159 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 159

Teveccüh Sohbetleri                                                    155

          onlardan yaralanabiliyor.  Zengin alıyor üç  ay, beş  ay sonra onu ne yapıyor? Fakire
          veriyor, dağıtıyor, hasenatını yapıyor.

          Allah’a  şükür Müslümanlar eksik değil, hayır yapanlar eksik değil. Yani  şimdi
          zamanımızda gıllet yok denir ama illet, zillet çok. İllet çoğalmış, zillet insanları sarmış.
          Böyle fırtına, rüzgârlar eser gibi illet esiyor, zillet insanların üzerinde.
          İşte illet hastalıktır. En sağlam adam gitse doktora onda da bir hastalık bulurlar.
          Zillet ise zaten bu insanlarda daha çoğalmış. Bir evde ağır bir hasta olur. O hasta için
          illettir. Ev  halkı için de  zillettir. Ağır hasta  ama  ıstıraplı, gece gündüz figan  ediyor,
          ağlıyor. Ne yapıyor  o? Onun için illettir ama  o  evin halkı  için veya o hastanın
          akrabaları, yakınları için zillet değil mi? İşte zillet o. Zillet böyle vardır.
          Bir de zillet,  herhangi bir kimseden eziyet görmek korkusu olmak. Efendim onun
          malına, canına kast edenler olabilir. Oğlu olur, babasına itaat etmez, hanımı beyine
          itaat etmez, isyan eder. Bunlar hep nedir? Zillete girer.

          İşte şimdi zamanımızda bunlar çok. Ne yapmak lazım? Bu illetlerden, bu zilletlerden
          yine Allah’a sığınacağız. Bir taraftan da kulluğumuzu yapacağız.  Şeriatımızda,
          tarikatımızda eksiklik bırakmayacağız ki bizim için illet, gıllet, zillet kalmasın.
          Peki, kalmaz mı? Niçin Cenabı Hak “Eşeddü'l-bela alel enbiyai sümme evliyai sümme
          emsali.” 2  buyurmuş. Madem “Biz belanın büyüğünü peygamberlere verdik, onlardan
          küçüğünü velîlere verdik daha da küçüğünü ‘emsali’ dinine bağlı, dinine kaim, dinini
          yaşayanlara verdik.” buyruluyor. Biz ne kadar itaat etsek de, biz beladan kurtulamayız.
          Ama bunu böyle demeyelim. Çünkü insanlar için bela var, çile var. Bu dünya âleminde
          insanların belası var, çilesi var. Bela zaten Allah’tan üç yönden geliyor. İllet, gıllet, zillet.
          Allah’tan gelen iptila bela, fakat bu insanlara gelen bela cezası da olur, çilesi de olur.

          Biz kulluğumuzu yaparsak  bu bizim için çile  olur.  Çile olunca öyleyse,  Cenabı Hak
          “Biz belanın büyüğünü Peygamberlere verdik.”, Peygamberlerde bir noksanlık mı vardı
          ki belanın büyüğünü onlara verdi? Yok, hayır. Onlarda hiç bir noksanlık olmamış.
          Onları zaten Cenabı Hak altı sıfatı onlara mahsus vermiş ki bu insanlarda yoktur. Bu
          altı sıfatla onlar insanlardan farklıdır. Onlarda hiç eksiklik, hiç kusur, Allah’a karşı hiç
          bir noksanlık olmadığı halde, Cenabı Hak niye bunlara belanın büyüğünü vermiş?
          Bunlara belanın büyüğünü vermiş ki ahirette de nimetin büyüğünü versin.
          Dünyadaki belanın büyüğünün, ahirette  de bir karşılığı var. Peki,  nebilerden sonra
          velîlere verdim diyor. Velîlerde de bir eksiklik olmaz, hâşâ. Velîlerde de eğer eksiklik
          olsaydı zaten velî olamaz. Peki, bunlarda bir eksiklik olmadığı halde, niçin Cenabı Hak
          onlara büyük belayı vermiş? Ya,  onlar için de çile ile onlara ahirette  büyük makam
          verecek, büyük derece verecek. Peki, “emsaliküm” biz de Allah’a şükür inancımız var,
          inancımızı yaşıyoruz, bizim de iptilamız var. Bize niye veriyor? Bizim için de Cenabı
          Hakk’ın ahirette bir mükâfatı var.







          2  Hikmet Goncaları Trc. (500 Hadis Şerif) 21
   154   155   156   157   158   159   160   161   162   163   164