Page 160 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 160
156 Gülden Bülbüllere
Öyleyse, biz kulluğumuzu yapalım. Kullukta eksiklik bırakmayalım. Bizim için çile olur.
Çile olursa çilenin karşılığı ahirette vardır. Büyük nimetler var, Cenabı Hakk’ın büyük
ikramları olacak.
Ceza olunca; tabii ceza kusurumuzdan, bu cezalanma eksikliğimizden dolayı olur. Bu
ceza, dünyada da olur, ahirette de olur. Sade dünyada olmakla kurtulmuş olamayız ama
dünyadaki cezanın da yine ahiretteki cezamıza faydası olur. Dünyadaki cezalar da
ahiret cezalarını kurtarmasa da hafifleştirir, azaltır. Zaten kelamı kibarda öyle bak!
Kalmadı gönlümün sabrı aramı
Mürüvvet babından eyle keremi
Burada temiz et her bir davamı
Bırakma mahşeri kübraya bizi
Bu tasavvufî bir kelam. İşte bu cemaata söylenmiş, bu cemaat bunu yaşıyor. Öyleyse
bu cemaat bunu yaşıyorsa, bu cemaate söylemişse biz de idrak edelim, buradan bir
hisse alalım, eksiklik yapmayalım. İşte bir taraftan da buyruluyor ki, evet ‘Bir müridin
hizmetinde eksiklik olursa, başı dururken ayağına taş değmez.’. Baş ile taşın ne işi var?
Taş ancak ayağına dokunur, çünkü ayak daima yerde sürünüyor, yerde yürüyor. Yani
çilesi çok olur.
Öyleyse demek ki burada hizmetimizi yapacağız. Şeriatta neyse inancımız, amelimizi
işleyeceğiz. Tarikatta hizmetlerimiz de var. Ondan sonra Allah’tan gelen iptila bize
ceza değil de çile olur. Ama o çile tatlı olur. Çile olursa tatlı olur, acı olmaz. Ama bela
olursa eğer, acı olur, tatlı olmaz. Niçin bak!
Er odur ki zehri panzehir eder
Bu kelam niye buyrulmuş, söylenmiş?
Bir de:
Çürüklerin hep sağ olur
Zehrin kamu bal, yağ olur
Dağlar yemişli bağ olur
Cümle cihan bostan sana
Bu kelam niye konuşulmuş? Demek ki er odur ki zehri panzehir eder. Yani er demek,
güçlü demek. Güçlü odur ki zehiri panzehire çevirir. Ama burada anlamı; biz işte
Allah’a olan kulluğumuzu, hizmetimizi yaparsak bak! Cenabı Hak ne buyuruyor?
“Kulum bana itaat ederse ben onu yed-i kudretimle muhafaza ederim.” 3 . Yed-i
kudretiyle muhafaza eder ama nasıl eder? Cenabı Hak sana hastalık verir, hastalık
içerisinde sıhhat verir. Sana fakirlik verir, fakirlik içerisinde zenginlik verir. Sana
huzursuzluk verir ama huzursuzluk içerisinde huzur verir.
3 Buhari, VII, 190, (Rikaak 38)

