Page 162 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 162
158 Gülden Bülbüllere
Ve ilim istersen sabret. Kimmiş âlim? Sabredenmiş.
Vaaz - nasihat istersen ölümü düşün. Kime vaaz - nasihat tesir edermiş? Ölümünü
düşünene. Ölümünü düşünmeyene vaaz nasihat tesir etmezmiş.
Evet, onun için Allah’a şükür şeriatımızı, tarikatımızı yaşayalım ki rabbimiz bize
vaadini yerine getirsin. Hâşâ, Allah vaadinden geri durmaz, vaadinden hulf etmez.
Mademki Allah vaadinden hulf etmeyecekse “Vekûnû meassadıkîyn” 4 emri fermanında
Cenabı Hak “Sadıklarla olun.” buyuruyor.
Sadıklar kimler? Sadıklar işte sevmiş olduğumuz velîlerimiz veya zamanımızda ulaşmış
olduğumuz sevmiş olduğumuz, bilmiş olduğumuz bir velîdir.
Velîlerin hepsi sadıktır ama ancak “Sadıklarla olun.” deyince sadıklar çoktur.
Ama bir insan bir sadıkla olabilir, ikinci sadıkla olamaz, üçüncü sadıkla olamaz.
Bu da şöyledir ki: Mademki bir insanın bir ağanın bir kölesi vardır. Yani bir hizmetçi
bir ağaya hizmet edebilir, iki ağaya hizmet edemez mümkün değildir.
Evet onun için burada “Sadıklarla olun.” Allah’ın bir emridir. Ama Peygamber
Efendimiz ne buyuruyor, bize vaadi var, diyor ki: “ Dünyada kimi sevdin ise ahirette
de onunla haşr olursun.” 5 . Allah, Cenabı hak hâşâ vaadinden hulf etmez. İnsanlar
vaadinden hulf eder, insanların acziyeti vardır, insanlarda noksan sıfat olduğu için
vaadinden hulf edebilir.
Bir insan mertliği tutar ben şu hayrı işlerim, der veyahut bir kimseye ben şu iyiliği
yapacağım, der. İnsanların sözü her zaman bir olmaz. Ama Cenabı Hak bir karardadır,
daima bir karardadır. İnsanlar bir kararda olmuyorlar, insanlar mertlik zamanı, iyi
zamanı oluyor, bazen cimri zamanı oluyor. İnsanlar çok bonkör - mert olabiliyor, çok
cimri olabiliyor. İnsanlar iyi niyetli oluyor, kötü niyetli oluyor. Bunlar daima insanları
bir karardan uzaklaştırıyor, bir kararda kalmıyor.
Ama eğer bir insan şeriatı, tarikatı yaşarsa, bu noksan sıfatından kurtarırsa, kemal sıfata
muttasıf olursa, onlarda bir karardır. Çünkü onlarda hal değil artık makam vardır.
Hal ise gelip gider. Mesela müritte hal nedir?
Bir muhabbeti gelir çok mert olur, çok merhametli olur, çok hürmetli olur, çok şefkatli
olur, çok böyle hiçbir şeyi düşünmez. Sanki dünya onunmuş gibi insanları sever.
İnsanların sözü hoşuna gider, hiç kimse de kusur görmez. Böyle bir şey vardır, bu basıt
halidir.
Kabız halinde ise öyle daralır, öyle bunalır, sıkıntılı birisi olur. Karşısındaki anam,
babam dese, sevse, okşasa da o zanneder ki onu dövüyormuş gibi kötü görüyormuş
gibi ona göre davranır. İnsanları hoş görmez, onları sevmez. Ondan sonra kendisi
sanki bin bir türlü şuğul içerisinde geçmişleri düşünür, gelecekleri düşünür, işini
düşünür. Sanki acından ölecekmiş gibi, aç kalacakmış gibi, işsiz kalacakmış gibi
4 Tevbe 9:119
5 Muslim, Birr,163

