Page 161 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 161
Teveccüh Sohbetleri 157
Bunlara Allah kadir (amenna ve saddakna). Nitekim kitabımız Kur’an’ımızda bir
hakikat var. İbrahim (a.s.)’ı niye ateş yakmadı? Yunus (a.s.) denizde balığın karnında
kırk gün kaldı, balığın midesi niye onu öğütmedi? Daha neler var?
Peki, Cercis isminde nebiyi yetmiş defa öldürmüşler, yine dirilmiş. Hem de nasıl
öldürüyorlar? Tunçtan kazanlar koyuyorlar, içinde ateşi yakıp nar ediyorlar. Ateş
vücudu eritir. Çok çeşitli öldürüyorlar. Her defasında diriliyor, kalkıyor.
—Kalktı, şu şekilde öldürürsek daha dirilmez, diyorlar.
Yine öldürüyorlar, o yine diriliyor. Yetmiş defa değişik şekillerde öldürdüler, yine
dirildi, kalktı. O zaman;
Eğer beni Cercis gibi
Yetmiş kez öldürseler
Dönem geri sana varam
Zira kârım yok durur
Cercis gibi yetmiş kez ölmek ceza değil ki Estağfurullah bu çile, meşakkattir. Onun için
zaten elimizde mevcut olan divanda bak!
Bin cân olsa verir alıram seni
Buyuruyor. Öyle işte biz de hizmetimizi, böyle müritliğimizi yaparsak eğer bize gelen
muhakkak ve muhakkak amenna ve saddakna bize gelen hastalık bize hastalık olmaz.
O hastalık içinde sağlık olur. Bunun için bak!
Gelse celalinden cefa
Yahut cemalinden sefa
İkisi de cana şifa
Ne kadar cefalar gelirse “ve bil kaderi hayrihi ve şerrihi” Allah’ın Celal sıfatından tecellî
ediyor.
Ne kadar sefalar gelirse, Allah’ın Cemal sıfatından tecellî ediyor.
Ama insan Allah’a teslim, tevekkül olunca celali ile cemali ona bir oluyor.
Celal’inden tecellî eden de bir, Cemal’inden tecellî eden de bir. Onda bir oluyor.
Onlarda tefrika olmuyor.
Tefrika ise bizde. Niçin hastalıklardan kaçıyoruz, sağlık istiyoruz? Fakirlikten
kaçıyoruz, zenginlik istiyoruz. Cefadan kaçıyoruz, efendim sefa istiyoruz. İnsanlardan
kim bize iyilik ediyorsa onu seviyoruz, kim kötülük ediyorsa onu sevmiyoruz, ona
buğuz ediyoruz. Bak, bunlar tefrikadır.
Ama onlarda tefrika olmadığı için işte hastalık ile sağlık bir. Fakirlik ile zenginlik bir
onlara. Çok fakir ama Allah onun gönlüne öyle bir zenginlik vermiş ki kanaat ediyor.
Zenginlik gönül zenginliğidir.
Niçin bak! ‘Zengin olmak istersen kanaat et.’ denmiştir. Kimmiş zengin? Kanaat eden
zenginmiş.

