Page 182 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 182

178                                                          Gülden Bülbüllere

          Bu da inanmış ve gitmiş demiş ki:
          —Efendim ben akşam sizden ders aldım. Gittim boy abdestini aldım, tövbe namazını
          kıldım, sabahtan dersimi yaptım ama daha yapmayacağım. Üç tane keçimiz vardı bir
          tanesi öldü.  Hanım  beni tehdit ediyor, götür ver, diyor. Ben bu dersi  daha
          yapmayacağım, diyor.
          —Peki, yapma, diyor.
          Oradan tabii geliyor mübarek. Diyelim  aradan yirmi sene geçiyor. Mübarek bir  gün
          ikindi namazını kıldırıyormuş. Kıyamda, arkasında  belki elli, yüz tane hoca, molla
          cemaat var. Bu ayakta kıyamdayken böyle:
          —Defol!
          Diye sağ elini sallamış. Namazda hem hareket hem seda var namazı ifsat eder.
          Bakmışlar ki imameti devam ettiriyor. Arkasında hocalar var, mollalar var.

          —Efendim namazımıza bir noksanlık gelmedi mi? Demişler.
          —Hayır gelmedi, irademle  yapmadım, gayri ihtiyari oldu, onun için namaza bir  şey
          lazım gelmedi, demiş.

          —Efendim neydi gayri ihtiyari olan, o neydi ki? Demişler. O da demiş ki:
          —Filanca tarihte, bir akşam sohbetimizde bir tanesi ders aldı. Gitmiş boy abdestini
          almış, tövbe namazını kılmış, sabah da bir günlük dersini yapmış.  Keçisi  ölmüş ki
          geldi; dersini, inabesini  geri verdi. Bu saatte işte ben namazdayken,  şeytan onun
          göğsüne çökmüş imanını alıyor, imanına musallat  olmuştu. Vurdum  şeytana, onun
          imanını kurtardım, demiş.

          —Efendim, dersini inabesini geri verdi. Nispetten ayrılmadı mı? Demişler.
          —Ayrıldı ama Nakşîlerin  şanına düşer  mi ki bir günlük hizmetini görsün de  onu
          şeytana kaptırsınlar, demiş.

          Bu, hem kitapta yazılıdır hem de şeyh efendimizin sohbetinde dinlemişimdir.
          Evet, demek ki, tarikatın bu kadar büyük önemi var.
          Allah’a şükür tarikatımızın bu teveccühü var.

          Bu kutsiyetler, bu nimetler, bu haller, bu makamlara insanlar neyle ulaşıyorlar?
          İşte bu tarikatımızın bu amelimizle,  bilhassa teveccühle ulaşıyorlar.
          Teveccühe eğer sen de bu teveccühe layıkıyla geldin, evet, Allah’a şükür geldin ama
          teveccühte tamamen hazır kalp ile  bulunacaksınız. Kalbiniz  hazır ve kalb-i selim
          olursanız eğer bu nimetler sizlere de olabilir.

          Halbuki mühim  olan bizim  için burada gafletten  kurtulmaktır.  Şimdi  şeriatta olsun,
          tarikatta olsun bütün ibadetten zikirden mana hepsi gafleti atmaktır.
          Gaflet ne demek,  gafil kim?

          Ayık var, gafil var. Gaflette olan kim?
   177   178   179   180   181   182   183   184   185   186   187