Page 181 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 181

Teveccüh Sohbetleri                                                    177





                     “Teveccüh Demek Allah’a Yönelmektir”



                                                                       1992, Bursa


          Hazreti Azizan Havacei Aliyyir Ramitini sahra sohbetine çıkarmış. Bir açık hava
          sohbetinde büyük cemaate sohbet  yaparken  herkes  görmüş yüksekten bir  akbaba
          isminde bir kuş gelmiş. O kuş tam cemaatin üzerine gelince doksan derece inmiş aşağı.
          Azizan Hazretlerinin tepesine konacak kadar alçalmış ona böyle açık olarak:
          —Ya Ali merdan ol, demiş.
          Bunu kuş demiş.  İşte Azizan Hazretleri o kuşun o  hareketine, sözüne karşı öylece
          küçülmüş. Hemen kuş çekmiş gitmiş.  Oradaki  bütün cemaat bu hareketi, bu sesi
          görünce onları öyle bir feyiz, öyle  bir muhabbet,  aşk almış ki  hepsi cezbelenmişler
          serilmişler yerlere, yuvarlanıyorlar.
          Ondan sonra ayılmışlar. Ayılınca sormuşlar:
          —Efendim demişler bu kuş neydi? Niye geldi bu kuş sana böyle söyledi?

          O da demiş ki;
          —Hayır, o kuş değildi. O benim mürşidim Mahmudu İnciriyyil Fağnevi Hazretleri’ydi,
          demiş.
          Ben ona dedim ki:
          —Efendim arzunuz nedir, nereye gidiyorsunuz? O bana dedi ki:

          —Allah’ın dostlarından bir tanesi halet-i nezide, can vermede, ruhu çıkacak. Cenabı
          Hak’tan diledi: “Yâ rabbî sevdiklerinden bir tanesini gönder benim bu dar zamanımda
          bana yardımcı olsun.” dedi. Ben Allah’ın emri ile onun yardımına gidiyorum.
          Bu bir, ikinci bir şey daha var:
          Büyüklerimizden bir tanesi; burada hilaf olmasın Seyyid Sıbgatullah Hazretleri olacak.
          Meşayihin birisinden telgraf gelmiş Van’a gitmiş. Van’da bir akşam ihvanlarla sohbet
          yaparken hiç dersi olmayan bir tanesi, orada Şâfî’ler var, gelmiş. O da şeyh efendinin
          sohbetini dinlemiş, gönlünde ona bir muhabbet doğmuş.
          —Ben de ders alacağım, demiş.
          Dersini almış. Onun ders  aldığını görünce  hanımı acizlenmiş ve bırakmamış, baskı
          yapmış.
          —Git çabuk inabeyi, dersi, tespihatı götür ver geri. Bu bize iyi gelmedi.  Bak! Keçi
          öldü, demiş.
   176   177   178   179   180   181   182   183   184   185   186