Page 180 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 180
176 Gülden Bülbüllere
Nakşibendî Efendimiz’in amelleri bunlar. Nakşibendî Efendimiz mübarek, kendi ihvan
kardeşi Arif-i Dikgirani Hazretleri’ne o kadar hürmet yapıyor ki niye hürmet yapıyor?
Hâlbuki Nakşibendî Efendimiz emsalini geçmiş, yani ziruh-u evliyayı geçmiş. Ona
daha kavuşan yok, öyle olduğu halde, ziruh-u evliya, bütün reisi evliya seçilmiş olduğu
halde bir ihvan kardeşine o kadar hürmet ediyormuş. Niye ediyor? O ihvan kardeşi bir
gün evvel gelmiş Şeyh efendisine inabe etmiş diye. Ona o kadar hürmet ediyormuş.
Hürmeti ne? Yolda giderken ondan ileri gitmiyormuş, yürümüyormuş. Akarsuda
abdest alıyormuş. Onun aşağısına geçmiyormuş, o kadar hürmet yapıyormuş. Niye
efendim niye yapıyor hürmetini? Bir gün evvel ders aldığı için. Şimdi zaten bizim
tarikatımız askeriyedir, biliyor musunuz? Askeriyede de var. Bir gün evvel giden, bir
gün sonra gidenden kıdemi var.
Evet, böyle yapıyormuş. İkinci bir ameli de şu: Büyük bir cemaat huzurunda sohbet
ederken dışarıdan gelen birisi Nakşibendî Efendimiz’in namını işitmiş, sözünü işitmiş,
ziyaretine gelmiş. Çok uzaktan gelmiş, girmiş cemaatin içerisine ama mürşit hangisi
bilememiş. Cemaate sormuş nerede? Sora sora gelmiş makamını bulmuş. Bunu
öğrenmek için:
—Sizin büyüğünüz kimdir burada? Demiş.
Nakşibendî Efendimiz orada bir gün evvel ders alan müridi göstermiş.
—Bizim büyüğümüz budur. Bu akşam boy abdesti aldı, tövbe namazını kıldı, bütün
günahlarını silkti attı. Yeni, dünyaya gelmiş gibi anadan doğmuş gibi kaldı. Günahsız
olduğu için bizim büyüğümüz bu, demiş.
Şimdi burada da eski ihvanlar, yeni ihvanlardan böyle bir istimdat talep etsinler.
Rabıtalarına şefi getirsinler.

