Page 209 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 209

Teveccüh Sohbetleri                                                    205

          Zaten olamaz ki burası küfür beldesi. Buraya ne peygamber gelmiş, ne de velî gelmiş,
          buraya gelmediği için küfür beldesi denmiş.

          Ama bu  da bir  Allah’ın lütfü, ihsanı;  demek ki bu da Cenabı Hakk’ın takdiri,
          mukadderatı. Evet,  burada  şimdi bu küfüristanda, küfür beldesinde bu amelimizi
          işliyoruz.
          Ama tabii şeref insanlarda, yerde değil ki. Eğer insanlık, Müslüman inancını yaşarsa
          şeref o insandadır. Çünkü niçin?

          İnancı olmayan, inancı yaşamayan bir insanda şeref yoktur. Neden? Çünkü bir insanın
          inancı olmazsa, inancını yaşamazsa hayvani sıfattadır. Hayvanda bir  şeref var mı?
          Hayvanda bir kıymet var mı? Vardır. Ama insana karşı hayvanlarda kıymet yoktur.
          Burada bak,  bir hayvanı bir insandan daha değerli görüyorlar. Köpekler alıyorlar,
          kaldırıyorlar, hep  gördüğümüz insandan daha fazla o köpeğe kıymet veriyorlar.
          Hâlbuki köpek pis hayvandır, temiz bir hayvan değil.

          Hak olan Şâfî Mezhebi’nde köpek bir insana süründüğü zaman abdesti kaçıyor. Kuru
          iken sürünse abdesti kaçar. Yaş iken sürünse orayı yedi defa sabunla yıkaması lazım.
          Evet, Şâfî’lere göre bu böyledir. Onlar da hak mezheptir.

          Çünkü dört tane hak mezhep var:
          Hanefi Mezhebi, Şâfî Mezhebi, Hambeli Mezhebi, Maliki Mezhebi.

          Bu dört mezhep  haktır, bunların dışında kalan hepsi batıldır. Mesela Vehhabiler,
          Mütezile, Şiiler, bunlar hep batıldır. Ancak hak olan bu dört mezhep vardır.

          Evet, Allah’ın lütfu, ihsanı şimdi bu küfüristanda böyle hem şeriatımızın amelini hem
          de tarikatımızın amelini işliyoruz.

          Yani şeriatın ameli, tarikatın ameli de ayrı değildir ha! Şeriat, tarikat birdir efendiler.
          Tarikatsız şeriat olmaz, şeriatsız tarikat olmaz. Çünkü niçin?

          İnsan tarikatsız şeriatın tadını alamaz, lezzetini alamaz, duyamaz. Niçin, neden?

          Avam var, havas var veya bir de müptedi var, müntehi var. Müptedi irade sahibidir.
          İrade sahibi namaz kıldığı zaman namazda ona şuğullar gelir. Şuğulla kılınan namazda
          bir zevk olmaz, bir tat olmaz.
          Bu lezzete; tat, huşu, hudu, huzur deniliyor. Tat, şuğulsuz kılınan namazdadır, lezzet
          ondadır. Bu kimin için?
          Bu huzur sahibi için. Huzur sahibi kim?

          Huzur sahibi namazda değil, namazın haricinde de sair zamanlarda da Allah’ı hiç
          unutmuyor. Kalbini vermiş, Allah’a teslim etmiş. Allah’tan gayri olan bütün muhalifleri
          o evden sürmüş, atmış, çıkartmış. Bu kalp  Allah’ın evidir,  insanların kalbi Allah’ın
          evidir.
   204   205   206   207   208   209   210   211   212   213   214