Page 208 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 208

204                                                          Gülden Bülbüllere

          ulema hiç, o kadar ki: “El ulemâü verasetül enbiya”  hadisine mazhar olan  biziz
                                                         5
          diyorlar, bâtın ulemaya hiç yer vermiyorlar, onları hiç tanımıyorlar.
          Fakat bu Abdurrahman-ı Cami Hazretleri ki; Saadettin Kaşgari Hazretleri ona kancayı
          takmış cezbetmiş, mürit etmiş; ona kendisini teslim etmiş. O zaman bütün ulemanın
          dili, sözü kesilmiş beli kırılmış. Demişler ki:
          —Yok artık daha insaf edelim. Eğer dervişlik hocalıktan üstün olmasaydı
          Abdurrahman-ı Cami Hazretleri, (beş asır boyunca tek bir âlim gelmiş arz üzerine
          dünya üzerine), hocalığı bırakıp derviş olmazdı.

          Demek ki  evet Peygamber Efendimiz’in nübüvveti var, velâyeti var.  İşte
          peygamberlerin hepsinin de nübüvvetleri vardır, velâyetleri vardır.
          Nübüvvetleri aşikârdır, mucizeleri onların nübüvvetlerinin delilleridir.

          Ama velâyetleri gizliydi, gizli kaldı. Bu neydi işte?
          Peygamber Efendimiz’in nübüvveti Kur’an indi, Mîraç yaptı değil mi? Ondan sonra
          bin bir mucizeler gösterdi değil mi? Peygamber Efendimiz Mîraç yaptığı zaman
          semalara indi, çıktı. Tabii bu da haktır, mucizeye inanmayanlar Müslüman olamazlar.
          Yalnız şurası var ki farz var, vacip var. İşte farz şüphesiz delildir. Yani ayette Allah ne
          bildirmişse ona şüphe olmuyor.
          Şimdi Peygamber Efendimiz’in Mîrac’ı haktır.


          —Mescidi Aksa’ya kadar gidip gelmemiştir. Nasıl gitmiş gelmiş bir gecede?
          Diyen bir insan, bu mucizeye inanmazsa kâfir olur. Çünkü bunu Cenabı Hak ayetle
          bildiriyor.
          Ama Mescidi Aksa’dan göklere yükselmesine inanmazsa kâfir olmaz. Fakat farzı inkâr
          insanı küfre götürür; fakat vacibi inkâr ise  küfre götürmez, kâfir etmez ama müthiş
          azaba gark eder. Vacibin inkârı müthiş, çok şiddetli bir azaba insanı duçar eder.
          Zaten sünnetin inkârı da  şefaatten mahrum koyar. Peygamber  Efendimiz ancak
          sünnetini işleyenlere şefaat edecek. Bu da nedir?

          Farz, vacip, sünnet geliyor değil mi. Zaten şeriat da burada,  amel de burada, kurtuluş
          da burada.
          Farzı var, vacibi yoksa yine kurtulamaz.  Vacibi var, sünneti yoksa yine insan
          kurtulamaz.
          Evet, efendiler Allah’a  şükür, çok  şükür, bin  şükür, nihayetsiz  şükürler olsun
          bugünümüze, bu nimetimize, bu fırsatımıza. Küfür beldesinde tarihler boyunca böyle
          bir  şey görülmemiş. Burası küfür beldesi, buraya  hiç peygamber  gelmemiş. Mesela
          Almanya’da Dispirney şehrinde sordum.
          —Burada hiç böyle bir tarihi yatır, kabir, böyle bir şey yok mu?



          5  Camiu’s Sağir 1/384
   203   204   205   206   207   208   209   210   211   212   213