Page 260 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 260

Teveccüh Sohbetleri                                                    257

          O zaman, Allah’ın üç nuru var ama üçü de Allah’ın nuru; Esma nuru, Sıfat nuru, Zât
          nuru. Artık bunların üçü de burada tecellî eder. Gözünü açan bir insan, bunlara mani
          olur, bu nurlara mani olur. Onun için göz açmayın!
          İhvanlardan bir tanesi, biliyoruz, o gözüme çarparsa onu atacağım dışarı. Ya da söz
          versin, hemen pişman olsun. Defalarca göz açmayın dediğim halde yine ben onu gözü
          açık görüyordum. Kendisini de belli etmiyorum ama öbür sefer yine gözü  açıktı.
          Dedim, bir daha seni koymayacağım teveccühe. O kendisini bilir, buradadır. Şimdi bir
          sefer daha affediyorum bu ihvanların hatırası için. Yine onu gözü açık görürsem eğer,
          hakikaten atacağım dışarı, bir daha da koymayacağım.
          Bir de bu  teveccühe,  şehirden olsun, köyden olsun,  dışarıdan olsun,  dersi olmayan
          katışmış, gelmişse, dersi olmayanlar girmesinler, dışarı çıksınlar. Bizim tarikatımızda
          ders olmayanların katılması yasaktır. Sohbetimiz  herkese açık ama  hatme amelimiz,
          teveccüh amelimiz açık değil. Onun için burada katılmasınlar, bir kâr, sevap işleyeyim
          derken günah kazanırlar. Niçin? Yasak olan bir şeydir.

          Mesela askeriye var, askeriyeye sivilin girmesi yasaktır. İşte tarikatlar da böyle, bizim
          tarikatımız askeriyedir. Askerin içerisine  sivili koymazlar. Ama bir  askeri, diğer bir
          askerin içerisine koyarlar.  Nasıl koyarlar? Mesela topçudan bir  tanesi gelmiş piyade
          alayına, piyade  birliğine, hemşerisine gelmiş, askerdir, onu atmazlar. Ama  topçu,
          piyadenin eğitimini bilmiyor, ona eğitim yaptırmazlar; derler sen otur, piyadenin dersini
          ona göstermezler.

          Onun için  tarikatlar böyle.  Bizim de arzumuz  şimdi böyle.  Tarikatlı olsun,  nereden
          olursa olsun çıkarmayız, çıkmasın kalsın. Yalnız, eğer cehrî tarikattan ise, Rufaî, Kâdirî
          ise cehrî zikrini yapmasın amelimiz bitinceye kadar. Amel bittikten sonra yapsın.
          Bizde de,  evet bağırmalar  var ama  bunlar irade dışı,  cezbeden, gayr-i ihtiyârî; onlar
          müstesna. Ama bizden olsun veya başka tarikattan kim olursa olsun, iradesiyle böyle
          cehrî zikir yapması yasaktır. Cehrî zikirleri olanlar varsa onlar kalırlar fakat cehrî
          zikirlerini bizim amelimiz bitinceye kadar yapmasınlar, bittikten sonra yapabilirler.
          Amelimiz ne zaman bitecek?
          Estağfurullah, nida olacak, gözler yumulacak, herkes yirmi beş istiğfar okuyacak. Özel,
          kendisinedir, usul,  kendisi  işiteceği kadar ve sonlarını uzataraktan  “Estağfurullaaah,
          Estağfurullaaah, Estağfurullaaah.” bu vaziyette yirmi beş istiğfarı okur.

          Ondan sonra daha ne yapar? Kalbi ile gözünün bekçisi olur. Gözünü açmaz, bağırana
          bakmaz, ağlayana bakmaz, çırpınana bakmaz, bunlar cezbedir, kimisi bağıracak, Allah
          diyecek,  hay  diyecek,  huy diyecek. Kimisi de efendim, ağlayacak, hıçkıra hıçkıra
          ağlayacak. Kimisi de vücuduna hareket yaptıracak; bunlar olur.  Bak,  kelamı kibarda
          geçiyor:
                 Gelin dergâha dervişler

          Dergâh burası işte, Allah zikredilen  yer. Derviş de,  Allah’ı  zikretmek için her işini
          bırakmış gelmiş olanlardır.
                 Gelin dergâha dervişler

                 Kılalım zevk ü cümbüşler
   255   256   257   258   259   260   261   262   263   264   265