Page 294 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 294
292 Gülden Bülbüllere
Bunun da büyük bir amel olduğuna inandınız ki geldiniz. Ama tam inanmak lazım.
Nasıl inanacaksın şimdi bu amele?
Evet, bu amel öyle bir ameldir ki tam inancınız olursa burada arzunuza ulaşacaksınız.
Bu amel büyük ameldir. Burada bak!
Teveccüh olunca her bir ihvana
Mürde kalplerimiz geliyor cana
Demek bu teveccühümüzde bizim ölü kalplerimiz canlanıyor.
Ölü kalp hangisi? Allah’ı zikretmeyen kalp ölüdür.
Diri kalp hangisi? Allah’ı zikreden kalp diridir.
İşte bu teveccühte bu nimetler oluyor.
Evet, daha başkaları da var tabii. En azından, bu nimetin, bu teveccühün en ufak
ikramı; insanlarda 79 ahlakı zemime var, bunların hepsi muzır şeylerdir. Bunlardan bir
tanesi olsun alınır, en azından bir tanesi alınır, ama zararlısı alınır. Nasıl mesela?
Bir insan hastalanıp doktora gider. Doktor da onda çok hastalıklar bulur. Bir, iki, üç,
beş tane hastalık bulur. Ama bu hastalıkların hepsi tedavi görmek istiyor. Bunlar
ameliyatla alınacak. Doktor ne der? Der ki:
—Sende şu, şu var. Ama önce en zararlı olanı alayım. Hele git bu iyileşsin de gel de
diğer sefer öbürünü alayım.
Onu da alır, teker teker diğerlerini alır. Hepsini, ikisini üçünü hep bir arada alamaz.
Onun için bak, bu kelam da bunu ifade ediyor:
Günden güne derdim artar
Varsam Lokman’a Lokman’a
Niye bu böyle buyrulmuş? Kelamı kibar canım buna inanmak lazım. Bizim
anlayışımıza ters düşüyor. Niçin? İnsan doktora derdinin artması için gitmez, derdinin
alınması için doktora gider. İşte bu odur ki:
Günden güne derdim artar
Varsam Lokman’a Lokman’a
Lokman’dan mana doktordur. Derdin artmasından mana da bizim manevi bir
derdimiz var. Onun artması gerekiyor. O manevi derdi biz bilemiyoruz; ancak tabibi
var, onun da bir tabibi var.
Sertabîb-i âşıkândır Pîr-i Sâmî Hazreti
buyurmuş.
Sâlihâ bir özge cândır Pîr-i Sâmî Hazreti
Server-i kutb-ı cihândır Pîr-i Sâmî Hazreti
Sertabîb-i âşıkândır Pîr-i Sâmî Hazreti

