Page 298 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 298

296                                                          Gülden Bülbüllere

          Teveccüh deyince büyük bir ameldir. Ama ne istiyor bu amel?
          Bakın ıraktan gelenler de oldu, uykusuz da kaldınız, yorgunluk da oldu size. Para da
          harcadınız, geldiniz. Bu kadar zahmet, bu kadar mihnetler,  meşakkatler bir  saatin
          karşılığıdır. Teveccühte bir saat var, sohbet olunca başlar.
          Ama sohbeti de dinlemek lazım. Bizim tarikatımız sohbet tarikatıdır. Sohbet
          zuhurattır;  sohbet bu akılla, sohbet bu satırla bilinmez.  Sohbet beşeri akılla, ilimle
          olmaz. Sohbet bir zuhurattır. Bakın kelamı kibarda:
                 Ey birâder sözlerime tut kulağ
                 Sanma anı söyleyen dil yâ dudağ
          Evet, “Din nasihattir, din nasihattir, din nasihat.”  buyrulmuş. Din nasihatle gelir din
                                                    7
          nasihatle yaşar, din nasihatle gelişir. Din nasihatten ibarettir, din nasihatle gelişir, din
          nasihatle yaşar.
          Ama bu nasihatse ikidir. İşte biri zâhir ulemanın hakkıdır ki onlarda ilim sıfatı vardır.
          Tabii Cenabı Hakk’ın “Sizin bileniniz ile bilmeyeniniz bir değildir.”  emri var.
                                                                  8
          Öyleyse onlar, tabii âlim  oldukları için,  farklılar. Kimden? Avamdan farklılar, ilmi
          olmayanlardan farklılardır. Kur’an’ı açıp ayeti okuyup da onun manasını vermek veya
          hadisi okuyup manasını vermek onların hakkıdır. Bin, iki bin, on bin kişiye hitap etmek
          onların hakkıdır, ama bu vaazdır.

          Sohbet ise zuhurattır. Sohbet kitaptan konuşulmaz.
          Onun için Erzincan’da bir meşayih varmış “kitapsız” derlermiş ona. Niye kitapsız
          demişler  ona? Hâlbuki kitapsız diye  hani dini  olmayanlara, dinsiz, kitapsız derler.
          Hâlbuki böyle değil. Çünkü o sohbet edermiş hiç kitap açmazmış. Her zaman sohbet
          edermiş hiçbirinde kitap  yok. Hatta ismine “Bayburtlu Kitapsız Mustafa Efendi”
          demişler.

          Evet, sohbet zuhurattır. Bizim tarikatımız da sohbet tarikatıdır.
          Sohbet emirle olur, öyle emirsiz de olmaz.
          Yalnız işte bu zaman zaman sohbetimiz oluyor, teveccühümüzü de yapıyoruz.
          Ama deyin ki, sohbet ne istiyor?

          Sohbet sâfîlik ister.
          Sâfîlik de bu sohbete gelmişsin sen, sohbet dinliyorsun can kulağını vereceksin. Bütün
          gönlünü vereceksin, o kelamlara gönül vereceksin. Sadece kulağını vermek de değil,
          gönül vereceksin bu kelamlara.
          Gönül vermek için oraya, ne lazım?

          Gönlünde olanları hep atacaksın, gönlünü boşaltacaksın ki o söylenen sözler senin
          kalbine girsin.


          7  Buhari İman 42
          8  Zümer 39:9
   293   294   295   296   297   298   299   300   301   302   303