Page 293 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 293

Teveccüh Sohbetleri                                                    291

          Yalnız bir  şey daha var.  Bir de buyuruyorlar ki: “Matlup azamettedir.”  yani kulun
          isteği... Ama biz isteğimizi bilemiyoruz. Bir istek var ki azamettedir. Ancak Allah’a
          sığınmakla onu elde edeceğiz. Başka çaresi yok.
          Amelle, ilimle, ibadetle o elde edilmez. Onun kapısına gidilir, o nimetin kapısına gidilir.
          Ama o kapının açılması için her şeyini dökeceksin, her şeyini atacaksın.
          Bilhassa bir padişahın huzuruna gitmek için sana silah vermişler, sana efendim neyse
          vasıta vermişler. Çünkü silahın olmasa,  vasıtan olmasa gidemiyorsun. Onlarla  gittin
          ama padişahın kapısından  o silahla içeri giremezsin.  Dökeceksin  o silahları ki oraya
          giresin.
          Ama o silahlar nereye götürüyor? Padişahın kapısına götürür seni. Silahın veyahut da
          muhafızın var, polisin jandarman var değil mi? Bunlarla oraya gittin, onları dışarıda
          bırakırsın. Orada dökmezsen içeri giremezsin. Evet, efendiler ne buyurmuş mübarek:
                 Âteş-i aşkınla yandır Sâlih'i

                 Şarâb-ı lebinle kandır Sâlih'i
                 Taklîd’den tahkîke döndür Sâlih'i
                 Affeyle hizmette noksânımız var

          Evet, biz taklidini yapacağız ama Allah’a şükür, olsun da taklidi olsun.
          Taklit ikidir. Bakın dikkat edin, yanlış anlaşılmasın! Bir taklit var ki şunlardır:
                 Ârifin Hak iledir Hak'tır özü
                 Anların kıblesidir şeyhin yüzü

                 Kavm-i Nemrûdîler istemez bizi
                 Ben hafîd-i Pîr-i Tâğî olmuşam
                 Pîr-i Sâmî'nin çırâğı olmuşam

          Demek ki bir taklit var ki muhalifler hicvediyorlar. İşte tarikatta olanları veyahut da
          tarikatı, meşayihi, cezbesi olanları, dervişleri hicvediyorlar, onlarla alay ediyorlar.

          Biz de öyle değil, biz insıbağ yolu ile taklit yapacağız, yapmaya çalışacağız.
          Mesela bir insan, sanatkâr bir kimse eli iş yapıyor. Hiç yapmadığı bir şeyi görür, hoşuna
          gider. Bir yapar, benzetemez, iki yapar benzetemez, üç yapar benzetemez. Ama her
          yaptıkça yaklaştırır. Benzetemez ama yaklaştırır. Her yaptıkça onun eli alışır, neyse yapa
          yapa onun aynısını çıkarır.

          Şimdi de burada biz onun taklidini yapa yapa yapa inşallah tahkike ulaşacağız.
          Bu emirdir. Sonra neyimize lazım; biz emir kuluyuz, emri ancak işlemekle memuruz.
          Ama bu nimeti cezbedecek sizsiniz.
                 Sâlih’e bir kimseye yol aldıran ihlâsıdır
          Bu ne? İhlâs meselesi var. İhlâs inanmaktır. Neye?

          Allah’a, ahirete, günaha sevaba, helale, harama, amellere her şeye inanmak demek.
   288   289   290   291   292   293   294   295   296   297   298