Page 295 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 295

Teveccüh Sohbetleri                                                    293

          Sertabip, âşıkların sertabibi.
          Allah’a çok şükür, bin şükür, nihayetsiz şükürler olsun bugünümüze, bu fırsatımıza, bu
          nimetimize. Allah’ın lütfu, keremi, ihsanıdır.  Yoksa bu bizim iyiliğimizden,
          bildiğimizden değil efendiler!
          Cenabı Hak, bütün insanları halk etmiş, maddesi birdir, Hâlik’ı birdir, babası birdir;
          değişen bir  şey yok. Eğer değişen bir  şey varsa ta ki ilm-i ezelide “Elestü bi
          rabbiküm,”  fermanında “Belâ.” (Evet) dememiz. Onda da Allah’a  şükür delilimiz
                   3
          şudur ki: Müslüman olarak dünyaya gelmişiz, ona “Belâ.” demişiz. Ama o “Belâ.”yı
          bozmayalım.
          Ama bozmuşuz zaten. O “Belâ.”yı bozmayanlar kimlerdir?
          Eğer o “Belâ.” bozulmasaydı Cenabı Hak tevbe ayeti göndermezdi bize. “Tûbû ilallahi
          tevbeten nasuha.”  Ayeti kerimesi hakkında musannif iki mana çıkarıyor. Mananın bir
                         4
          tanesi emir: Allah: “Kulum tevbe et.”, diye emrediyor.
          İkincisi de tebşir. “Tevbeni kabul edeceğim.” Zaten musannif  diyor, eğer kabul
          olmasaydı emir de olmazdı. Çünkü niçin? Allah kuluna yapamayacağı bir  şeyi
          emretmemiş. Ne emretmişse kulun yapabileceklerini emretmiştir. Demek ki, tevbe de
          kabul olacağı için Cenabı Hak tevbeyi emretmiş.

          Evet, işte burada biz de her ne kadar ahd-i misâkımız var, “Belâ.” demişiz. Ama ne
          çare ki nefis var, dünya var, Şeytan aleyhillane var. Ta ki, Âdem babamıza, cennet gibi
          emniyetli  bir yerde gitti, ona hilesini yaptı, vesvese verdi, ona günah işletti. Allah’ın
          emrini sındırdı (bozdurdu), attırdı dışarı. Eğer o olmasaydı hep  cennette olacaktık.
          Hazreti Âdem’e Şeytan aleyhillane düşmanlığını yaptı; o, cennetten atılınca, bizim de
          bu şeytan daima düşmanımız oldu.

          Bir de sadece düşmanımız şeytan değildir. Dört tane manevi düşmanımız vardır. Bu
          dört tane manevi düşmandan bizi koruyacak ancak Evliyâullah’ın himmetidir. Çünkü
          kelamlar böyle. Cenabı Hak buyuruyor ki, “Kulum öyle bir ağızla dua edin ki günah
          işlememiş olsun.”

          Burada bu günah işlememiş ağız kimin ağzı? Velîlerin ağzı.
          Çünkü onlar varis-i enbiyadır.  Biz peygamberi görmedik, peygamber zamanına
          ulaşamadık.  Ama peygamberin varisleri var. “El ulemâü veresetül enbiya.”
                                                                                   5
          buyurmamış mı, Peygamber Efendimiz “Benim ümmetimin uleması benim
          varislerimdir.”, buyurmuş.
          Ama bu ulema ikiye ayrılır: biri zâhir, biri bâtın. Bir hocalar var, bir meşayihler vardır.
          Zâhir ulema nübüvvetinin varisidir.
          Ama meşayih ise velâyetinin varisidir.





          3  Araf 7:172
          4  Tahrim 66:8
          5  Ebu Davud, İlim-1
   290   291   292   293   294   295   296   297   298   299   300