Page 297 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 297

Teveccüh Sohbetleri                                                    295

          —Efendim beni kabul...
          Ama orada “Ma azizan” kelimesi okunduktan sonra “Biz azizlerdeniz.” denmiş. Rüya
          aklına gelmiş, fakat  oradan ayrıldığına kendine büyük bir  günah,  kusur, noksanlık
          olduğunu kabul etmiş. Bana rüyamda “Azizlerle ol.” dediler, bu da “Azizlerdeniz.”
          dedi.  “Niye onun yakasını bıraktım?”, diye  çok böyle  bir ahu  eninle çok  üzgün,
          ağlayaraktan geliyor Nakşibendî Efendimiz’e ve ona “Beni kabul et.”, diyor.

          Mübarek bunu öyle karşılıyor ki diyor:
          —Biz geç  kabul ederiz, güç kabul ederiz. Kendimizden  kabul edemeyiz,
          kendiliğimizden de kabul edemeyiz. Yat, bu gece bakalım ne zuhur edecek?
          Tekkede, dergâhta  yatıyor. Nerede yatsın? Sabaha kadar yüzünü  yerlere koyuyor,
          sabaha kadar ağlıyor. Nasıl ağlıyor? Allah’a yalvarıyor;

          —Yâ rabbî, ben bir refaha, feraha, huzura ulaşmak isterken ne mihnete düştüm ben.
          Ya kabul olmazsam ne olacak benim halim? Diyor.
          Ömrümde böyle bir sıkıntılı gece geçirmedim, diyor. Sabahtan mübarek gelmiş ona:

          —Kabul oldun, diyor.
          Ondan sonra daha gitmiyor. Öyle  bir âlim her  şeyini terk ediyor, Nakşibendî
          Efendimiz’in hizmetinde kalıyor.
          Fakat bir gün ona diyor ki işte bu noktaya geliyor: “ Arzatmi imanı ilmi ledünni ilmi
          Yakubu” misal buyuruyor. Diyor ki:

          —Molla Yakup ilim ikidir.  Bir ilim var ki insanoğlu gider bir medresede bir hocadan
          tahsilini yapar, oradan icazet alır. Bu insanoğlunun elinde bir hüccettir. Bir ilim de var
          ki velîlerin ilmi, onu okumak lazım onu elde etmek lazım, diyor.
          Onun için bunun nasıl bir ilim olduğunu bilemiyor ki. Ama bir gün mübarek
          Nakşibendî Efendimiz onun ayağına basıyor. Ayağına basınca onun kalp gözü orada
          açılıyor. Öyle bakıyor ki  dünya, yerler, gökler,  ay, yıldız bunları hep kalbinde
          seyrediyor, içinde seyrediyor.
          Evet, insanlarda kalp âlemi vardır. Kalp âlemi açılmazsa o ilmi okuyamaz. O satırda
          olmayan ilim oradadır. Ama kalp  âlemi açılırsa onu okuyabilir. Açılmazsa orayı
          okuyamaz.
          O kalp neyle açılacak? Kalp de ancak Allah’ın aşkı ile açılacak.

          Allah aşkı o kalpte büyüye büyüye, çoğalır, gele gele onu açar.
          Gele gele büyütür, gele gele açar. Onu büyütür dünyalardan büyük olur. Onun için
          Cenabı Hak, Hazreti Allah kutsî hadisinde buyuruyor: “Ben yerlere, göklere sığmam,
          mü’min kulumun kalbine sığarım.”
                                       6
          Evet, efendiler! Allah’a şükür, çok şükür, bin şükür, nihayetsiz şükürler olsun. Allah
          bugünlerimizi aratmasın, Allah bugünleri üzerimizden kaldırmasın.


          6  Alusi Ruh’ul  Me’ani XX..101
   292   293   294   295   296   297   298   299   300   301   302