Page 310 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 310

308                                                          Gülden Bülbüllere

          Cismimizin düşmanı değil, cesedimizin veya namusumuzun veya vatanımızın düşmanı
          değil. Her ne kadar zâhirde düşmanlar var ama bunlar imanımızın düşmanı değildir.

          Neden? Vatanımıza veya dinimize hakaret eden düşmanla çarpışsak öldürürsek gazi,
          ölürsek şehidiz değil mi? Bu düşman mı sayılır?
          Bir insan zâhirde sana zarar verir ama onun zararından eğer büyük bir kâr görürsen o
          sana zarar mıdır? O zarar sana zarar vermez.
          Ama bizim büyük manevi düşmanlarımız nedir? “Adüvler” nedir?

          Dört tane manevi düşmanımız var efendiler.
          Birincisi, en  başta  dünya muhabbeti. Peygamber  Efendimiz öyle buyuruyor  (s.a.v.):
          “Bütün hataların başı dünya sevgisi.” diyor.

          Dünyayı sevmeyin, dünyayı seven her hatayı işler.
          Onun için burada kelamı kibarda da geçer bunlar. Zaten kelamı kibarlar ayet, hadis
          mealidir.
                 Hep hatîâtın büyüğü hubb-ı dünyâ bilirem
                 Ânı terk etmek de güç, pekçe sarılmak da güç

          Sen, ben  işte dünya sevgisini hata  buyuruyor.  Niçin? Biz inandık; ayete inandık,
          Kur’an’a inandık, peygambere inandık, Evliyâullah’ın emirlerine inandık. İnanmayalım
          mı şimdi? Bütün hataların başı dünya muhabbeti olduğunu bilmişiz. Bilen söylemiş, biz
          de bunu duymuşuz.
          Niye muhabbet ediyoruz bu dünyaya? Neden?

          Çünkü bu beşeriyetin, nefsin dünya ile bir bağı var, o kopmaz, o ölmedikten sonra
          kopmaz.

          Fakat o bağı  idare etmek lazım,  ne koparmak lazım  ne de o  bağla fazla  bağlanmak
          lazım.
          Bu da nedir? Cenabı Hak buyuruyor ki: “Evvel beden ilmi, sonra din ilmi.” “Dünyaya
          da çalışın, ahirete de çalışın.” İşte onun için geçer kelamı kibarda:
                 Hep hatîâtın büyüğü hubb-ı dünyâ bilirem

          Bütün hataların başı dünya sevgisi olduğunu biliyorum ama onu sevmek de çetin, terk
          etmek de çetin.
          Nasıl terk edeceksin sen yahu? İman var, ikrar var; soğuk var, sıcak var. Beşeriyetini
          korumak için düşüneceksin, düşündüğünü de yerine getireceksin. Açlığı düşüneceksin
          ve açlığını gidereceksin; çıplaklığı düşüneceksin, yerine  getireceksin. Bunlar  bütün
          yerine gelecek. Bunlar düşünmekle ve çalışmakla oluyor değil mi? Teşebbüsle oluyor,
          sa’y ile oluyor, bunlar yapılacak.
          Ama her şeyde bir ölçü var, biz ölçünün dışına çıkıyoruz. Sohbetimizin başında Allah
          kuluna yapamayacağı bir  şeyi emretmemiştir. Öyleyse  biz Allah’ın emri hududunda
          olsak her  şeyi yapacağız. Yapamayacağımız bir  şey kalmıyor. Her  şey bizim için
   305   306   307   308   309   310   311   312   313   314   315