Page 306 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 306

304                                                          Gülden Bülbüllere

          Neyi anlayamıyorlar? “Nahnü akrabu.”  sırrını. Kur’anı Kerim de bir esrardır, sırdır.
                                           14
          Onun için bizim Divan’da buyruluyor,
                 Dâireyiz hem kudûmüz, cismimiz neydir bizim
                 Aşk u sevdâdır gıdâmız, bağrımız meydir bizim
                 Virdimiz İsm-i celâl'dir, kalbimiz “Hay”dır bizim

                 Zikrimiz ihfâ-durur, esrâr-ı Kur’ân bizdedir
          Hâlbuki  burada “ney” Mevlevilerin  zikridir. Koskoca Mevlânâ’nın zikrini  burada
          beğenmiyor. Beğenmiyor deyince hoş onu tenkit de etmiyor, inkâr etmiyor. Diyor ki:

           —Ne  hacet, benim zikrim vird-i  celaldir.  Ben kalbimden, Allah  Allah diye
          zikredersem, Kur’an’ın esrarı da burada, sırrı da burada.

          Onun için başka bir kelam daha var. Buyuruyor ki:
                 Bu aşk bir bahr-i ummandır
                 Buna hadd ü kenar olmaz
                 Delilim sırr-ı Kur’an’dır

                 Bunu bilende ar olmaz
          Kur’an’ın sırrı nedir? Kur’an’ın sırrında iki kelime var:  “Nahnü akrabu”, Cenabı Hak
          buyuruyor. Bu ne? “Kulum ben sana şah damarından yakınım.”
          Bütün ilim, amel, zikir, ibadet hepsi Allah’a yaklaşmak için değil mi?
          Ama Cenabı Hak ne buyuruyor? “Kulum ben sana şah damarından daha yakınım.” Bu
          ne?
          Bu da Allah kelimesi ile… Kalpte Allah kelimesi yazılıdır.
          Neye benzer mesela? Bir Allah kelimesi yazılı lamba var ya ama cereyan gelince onu
          gösteriyor; cereyan gelmeyince kendisini göstermiyor.
          Kalbinizde Allah kelimesi yazılıdır fakat onu canlandırmak lazım.  Ona bir cereyan
          verip de onu canlandırmak lazım.
          Evet,  onun için işte  burada mübarek nasıl böyle diyorsa, ikna oluyor. Zaten  bunu
          böyle demekle cehrî zikri tenkit etmiyor.

          Nakşibendî Efendimiz de öyle buyurmuş. Şeyh efendisinin zikri canım, demiş ki:
          —Sizin zikrinizi inkâr etmem, haktır; ama sizin yaptığınız gibi yapmam.
          Bir de şu vardır burada: Nakşibendî Efendimiz’den sormuşlar ki:

          —Efdali zikir “La ilahe illallah” mıdır?
          Bütün ulema, bütün tarikatlar, şeyhler; bâtın ulemanın, zâhir ulemanın bütün binbir
          ittifak ile kararı efdali zikir: “La ilahe illallah”tır.

          14  Kaf 50:16
   301   302   303   304   305   306   307   308   309   310   311