Page 324 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 324

322                                                          Gülden Bülbüllere

          Ne zaman ki varlığını bir meşayihe teslim ederse, o deler. Onun varlık dağını deler.
          Evet, buyuruyor ki:

                 Varlık dağını delmeyen
                 Ağlar iken gülmeyen
                 Şeyhini hak bilmeyen

                 Düşer hüsrana saki
          Bir de buyuruyor ki:
                 Varlığım dağını deldi açtı vuslat râhını
                 Dost göründü her taraftan aynıma Leyla gibi

          Dosttan mana Allah’tır.
          Niye burada “Aynıma Leyla gibi” diyor?
          Mecnun Leyla’ya  âşık olmuş. Leyla’nın aşkı Mecnun’u yıllar boyu  yedirmemiş.
          Yememiş, içmemiş, uyumamış da. Yemesi de içmesi de uykusu da Leyla’nın aşkı. Bir
          gün bakmış ki dağlar, taşlar, ağaçlar, kuşlar hep Leyla olmuş. Kendi de Leyla. Gördüğü
          her şey Leyla olmuş. O zaman işte bak, buyuruyor ki:
                 Varlığım dağını deldi açtı vuslat râhını

          Evvel kelamda ne dedi? “Varlık dağını delmeyen”
          Deldiği senin varlığındır.  O bir dağdır önünde. O delinmezse dostun yolu açılmaz,
          ulaşamazsın.

          Vuslat demek ulaşmak. Varlığınla ulaşamazsın ama o dağın delinmesi lazım. İşte onun
          için buyuruyor ki:
                 Varlığım dağını deldi açtı vuslat râhını

          Râh: Yol. Ulaşacağın, gideceğin bir yerin yoludur.
          Vuslat: Ulaşmak. Onun râhı kapalıydı, o da varlığını deldi açtı. O açılınca;

                 Dost göründü her taraftan aynıma Leyla gibi
          Bu hilaf mıdır? Değil. Cenabı Hak “Hüvel evvelû velâhiru vezzâhiru velbâtın”
                                                                                  26
          buyuruyor. Zâhir görünen de benim, diyor.
          Bak, göremiyoruz. Varlığımız perde, varlığımız kapattı ki  o görünmüyor. Evet,
          varlığımız kapattı görünmez daha.
          Görünecektir, Cenabı Hakk’ın emirleri  öyle: “Ve  mâ halaktül cinne vel inse illâ
          liya’büdûn” , biz insanları, cinleri halk ettik ki bizi mabut bilsinler”.
                   27
          Bak! Bu, Allah’ı bilmek şeriattır.



          26  Hadid 57:3
          27  Zariyat 51:56
   319   320   321   322   323   324   325   326   327   328   329