Page 347 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 347

Teveccüh Sohbetleri                                                    345

          Burada diyor ki insan da bir âlemdir, bunun dönmesi lazım, değişmesi lazım. Mesela
          şimdi bak,  bu sehpanın burası başka, arka  tarafı başka; altı başka, burası gibi değil.
          Burasında bir cila varsa  öbür tarafında yoktur. Veya bir nakış varsa öbür  yüzünde
          başka bir nakış varsa, dönmesi lazım ki görünsün.
          Onun için burada, dört şahtan murat, zâhirde bir defa edille-yi şeriye olacak. Bu edille-
          yi şeriye bizi, hayvani sıfattan beşeri sıfata geçiren oluyor.

          Edilleyi şeriye olmazsa hayvani sıfatta kalıyoruz.
          Hayvani sıfatta kalırsak nardan kurtulamayız.
          Eğer şeriatımız olursa hayvani sıfattan beşeri sıfata geçiyoruz.
          Ama tarikatımız da tamam olursa o zaman ne oluyor? Melekî sıfata geçiyoruz. Yani
          beşerden daha üstün bir  sıfata geçiyoruz.  Beşerde olmayan  bir güzellik,  beşerde
          olmayan bir özellik, olmayan bir sıfata geçiyoruz.
          O da Cenabı Hak, “Biz insanı güzel halk ettik.” buyuruyor. “İnsanı mükemmel halk
          ettik, insanı çok kıymetli ve güzellerin güzeli halk ettik.”  diye Cenabı Hak buyuruyor.
                                                         10
          İşte bu insandaki güzellik üçtür:
          Allah korusun, bir güzellik var ki; ameli yok, günah, sevap bilmiyor, edille-yi şeriyeyi
          yaşamamış, hayvani sıfatta, fakat onun da bir yüz güzelliği vardır. Boyası-cilası, süsü-
          püsü vardır. Vechinde veya yapısında bir güzellik vardır. Ama bu güzellik ancak ve
          ancak bu  dünyada  ve bu gençliğindedir.  İhtiyar olduğu zaman, bakın dikkat  edin,
          veçhen, cismen, zâhirde güzel görünenler, boyası-cilası olsa da olmasa da güzel
          görünenler, ihtiyar olunca onların sıfatları tamamen değişecek. Allah korusun, sanki o
          gençliğindeki cisim sıfat gitmiş, başka bir sıfat gelmiş.

          Ama ameli  olanların sıfatları böyle  değil.  Ameli olanlar, o  gençliğinde güzel
          görünüyorlarsa ihtiyarlıklarında daha çok güzelleşiyorlar. Bir Nur-u Muhammediye
          görünüyor onların yüzünde. Bir güzellik görünüyor sözlerinde, hareketlerinde,
          görünüşte bir güzellik görünüyor. Zaten bu zâhirde de belli oluyor.
          Öyleyse demek ki hayvani sıfattan bizi geçiren  ne olacak?  Şeriat. Tamam, hayvani
          sıfattan beşeri sıfata geçtik.
          Beşeri sıfattan bizi kemal sıfata geçiren ne olacak? O da tarikat.

          Tarikatın şartları ne? Muhabbet, İhlâs, Âdap, Teslim. Bunlar olmazsa geçemeyiz.
          Eğer bunlar  olur beşeri sıfattan meleki  sıfata geçersek bir defa, en evvel kalp âlemi
          açılacak bizde. Tarikatsız olmuyor. Çünkü niçin? Bu senin kalbin neyle açılacak?

          Senin bir defa ehlinden almış olduğun bir zikir var, o zikri yapmakla; tarikatın yasakları
          vardır, yasaklarından kaçmakla olacak.

          Yasakları nedir tarikatın? Gerçi  şeriatta da vardır, tarikatta da vardır ama  şeriatta,
          tarikattaki gibi tamamen temizlenmiyor. Şeriatta tamamen temizlenmiyor.



          10  Tin 95:4
   342   343   344   345   346   347   348   349   350   351   352