Page 350 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 350

348                                                          Gülden Bülbüllere

          Bunların dördü de muzır hayvanlar, zararlı hayvanlar. Köpeğin, kedinin, kertenkelenin
          de dört ayağı vardır. Kertenkele şekli ise, köpek şekli ise, kedi şekli ise bunlar nasıl işgal
          etmişler buraları?
          Cephe cepheye gelince sağ arka ayağını, koymuş kalbin üzerine.  Sol arka ayağını,
          basmış ruhun üzerine. Sağ ön ayağını, basmış sırrın üzerine. Sol ön ayağını da basmış,
          hafînin üzerine. Dört ayağı var. Göğsünü ahfanın üzerine, başını  da kalp gözünün
          üzerine koymuş.
          Bunları ancak zikrullah ile onların ayaklarına vura vura, başına vura vura, göğsüne vura
          vura, zayıf düşürüyor. Orada daha duramıyor, pat düşüyor aşağıya. Düşünce ne
          oluyor? Göbekten aşağıya iniyor.
          Bu sefer bu makamlar ruha geçiyor. O zaman bu cesede ruh hâkim oluyor.

          İşte kâmil insanlardaki, büyük insanlardaki maharet, marifet budur. Görünmeyen taraf
          budur. Onların cesetlerine ruh hâkimdir. Kutsal yerleri ruh almıştır ve nefsi de aşağıya
          düşürmüştür.
          O zaman kendisini bilmiştir. Bakmıştır ki evet, kendisinin ancak ve ancak yaşaması için
          kendisinin de korunması için ruhun  bir  adil, adaletli  olduğunu bilmiş. Mülke  hâkim
          olduğunu anlamış. O zaman ruha tabi olur.

          Nefis ölmez aslında. Ama nice ki bu  makamlar  elde edilmezse,  bu nefis buradan
          sıyrılıp düşmezse, cesede nefis hâkimdir.

          Evet, kedi, köpek, kertenkele şekli böyle.
          Yılan şekli ise, dolanmayla buraları işgal etmiş. Bir dolanmada kalpten başlamış ruha
          gelmiş, arkadan dolanmış gelmiş sırrı hafî'yi kapatmış. Bir daha  dolanmış gelmiş
          göğsünü buraya (ahfaya) koymuş, başını da buraya (kalp gözüne) koymuş. Yılanın şekli
          de budur.

          Bunlar haktır, doğrudur. Tarikattaki terakki budur. Tarikatı insan anlamaz, yaşamazsa
          bundan kurtulmuş olamaz. Bundan kurtulamazsa hakikate geçmiş olamaz.
                 Bilinmez âlemin sırrı nihândır

                 Dört şâhın hükmüyle döner cihândır
                 Ârif olanlara özge seyrândır
                 Kâmile her eşyâ olmuş bir evrâd

          Kâmiller için bütün eşya tevhit, zikir olmuş:
          “Lâ ilahe illallah”
                 “Lâ”yı iskât eyleyenler dâim illâ “Hû” çeker

          “Lâ” yani her şeyi kalbinden yok ederse eğer… Kalbin sahibi Allah’tır. Allah; kalbine,
          mülküne lütfeder, gelirse o kalp bu sefer büyür, o kalp hakikatine ulaşır.
          Bu kalbin hakikati nedir? Hiçbir yere sığmayan Allah kalbe sığıyor.
   345   346   347   348   349   350   351   352   353   354   355