Page 346 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 346

344                                                          Gülden Bülbüllere

          Burada, “Bilinmez âlemin sırrı nihan.” demek âlemlerde çok bilinmeyenler var, sırlar
          var, esrarlar var.

          Esas en büyük sır da insanda, sen de ben de onu bilemiyoruz.
          Ama o  sırrın açılması lazım. O da  bir  makamdır, oraya ulaşmayanlar o  sırra vakıf
          olamıyor.

          O sırra nasıl ulaşacaksın? Sır üçüncü makamdır.
          Evvela, bir defa, kalp makamı var. Kalbine vakıf olacaksın, kalbin açılacak.
          Ondan sonra ruh âlemini  anlayacaksın, ruh âlemine  ulaşacaksın, ruhundan haberdar
          olacaksın. Ruhundan haberdar olur insan ama haberdar edemez.
          Çünkü ruhun esrarı gizlidir sırdır; sır ifşa edilmez. Onun için Peygamber Efendimiz
          ruhtan cevap vermemiş. Sormuşlar ruhtan, cevap vermemiş.
          Niçin? Ruhu, akıl anlayamıyor, bu beşeri akıl ruhun esrarını anlayamıyor. Bu akıl ruhun
          bir aletiymiş. Bir usta bir alet yapmış, alet ustayı anlayabilir mi? Anlayamaz. Ama usta
          aleti yapmış, anlar.
          Onun için evet, ruh âlemi var. Ruh âlemine ulaşacaksın ki ruhundan haberdar olursun
          ama haberdar edemezsin.
          Ondan sonra sır âlemi, üçüncü sır âlemi var.  İnsan  kalp âleminden geçmezse,  ruh
          âleminden geçmezse; yani kalp âlemine ulaşmazsa, ruh âlemine ulaşmazsa sır âlemine
          ulaşır mı?

          Bak zâhirde şeriat var, tarikat var, hakikat var, marifet var. Şeriatı olmazsa ya da eksik
          olursa tarikata geçemiyor. Tarikatı tamam olmazsa hakikate geçemiyor. Hakikati
          tamam olmazsa marifete geçemiyor.
          İnsanlarda letâif makamları var.  İnsanın yükselmesi için, ulvî âleme çıkması için,
          kıymetini bulması için, büyüklüğünü elde etmesi için, güzelliğini elde etmesi için, ruhu
          bu makamları idrak edecek, geçecek bu makamları.
          İşte birincisi, kalptir.  Kalp makamı, kalpten  başlıyor. Zaten zikrimiz de kalpten
          başlıyor. Ama bu kalp  âlemi açılıyorsa ondan sonra terakki  edeceksen nereye
          gidiyorsun? Ruh âlemine geçiyorsun. Oradan da sır âlemine geçiyorsun, oradan da ahfa
          âlemine geçiyorsun.
          İşte sır âlemine geçilmezse o zaman sendeki sır da, âlemlerdeki sır da, Rabbimizde olan
          sır da, Peygamber Efendimizde olan sır da, mürşidinde olan sır da bilinmez. Bilinir,
          bildiremez; bilir bildiremez; görür gösteremez.

          Onun için sırlar, o zaman aşikâr olur. Sır âlemi öyleyse burada,
                 Bilinmez, âlemin sırrı nihândır
                 Dört şâhın hükmüyle döner cihândır

                 Ârif olanlara özge seyrândır
                 Kâmile her eşyâ olmuş bir evrâd
   341   342   343   344   345   346   347   348   349   350   351