Page 351 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 351

Teveccüh Sohbetleri                                                    349

          Kalp o kadar büyük olursa bu sefer mademki Cenabı Hak; katreden deryayı, zerreden
          kübrayı ihâta etmişse; derya da orada, katre de orada, kübra da orada, zerre de orada;
          hepsi orada zikir yapıyorlar.
                 Kâmile her eşyâ olmuş bir evrâd
          Buyurması budur ki her cisim zikirdir, zikir yapıyor.

          Bunların hepsi insanın kalbinden doğuyor.  İnsan bir  camia oluyor. Her  şeyi alıyor
          kalbinin içerisine. İnsanın kalbinde her şeyin hakikati vardır. Hepsi bunları kalbinden
          seyrediyor. Bakıyor ki kalbinde  bütün  eşya zikir  yapıyor. Ama  nerede? Kalbinde
          oluyor.
          İşte böyle nimetler var. Bu nimetleri Cenabı Hak bizler için halk etmiş. Çünkü Cenabı
          Hak:  “Sayısız nimetleri kulum için halk ettim.”  buyuruyor.
                                                 12
          Sayısız nimetler, sadece  maddi nimetler değil manevi nimetler de  var. Ahirette  de
          akıllar idrak edemeyecek, diller idrak edemeyecek, nimetler cennette de çoktur.
          Ama bunların hepsinin mafevki nedir?

          Hepsinin mafevki, Cenabı Hakk'ın varlığına ulaşmak, Cenabı Hakk'ın varlığını elde
          etmektir.

          Eğer onun varlığına ulaşırsan, onun varlığını elde edersen bu sefer o nimetlerin hepsi
          sende mevcut oluyor.
          Onun için Cenabı Hak bir  kutsî hadiste:  “Sayısız nimeti kulum için halk ettim ama
          kulu da zâtım için halk ettim.” buyuruyor.
          Evet, manevi nimetleri elde etmek için maddi nimetlerden faydalanacağız. Ama
          manevi nimetlerden de geçe geçe en büyük nimete ulaşacağız. Eğer bunlardan
          geçemezsek büyüğüne ulaşamayız. Onu biz bilemeyiz.

          Bakın dikkat edin, bir insan görmediği bir şeyi gördüğü zaman çok hoşuna gider, ona
          çok güzel görünür. Der ki:
          —Bundan daha güzel bir şey yok; ben daha buradan gitmem ve bundan başkasını da
          istemem.
          Güzel bir  makamı görmüşse bundan  daha güzel bir  şey yok, ben buradan daha
          gitmem. Güzel bir şey görmüşse yemede, giymede, eşyada, hoşuna giden bir şey daha
          bundan güzeli varsa onu bilmez.

          Ama onu bir bilen var ki yok oğlum, diyor.
          —Senin esas güzel gördüğün bu değil, makam olarak veyahut  da cisim olarak
          gördüğün bu değil. Gel bundan vazgeç ki seni daha güzellerine götüreyim. Bunu bırak,
          bundan daha iyileri var, onu vereyim.
          İşte tarikattaki nimetler bunlardır.




          12  Mutaffifi 83:22-24, İnfitar 82:13
   346   347   348   349   350   351   352   353   354   355   356