Page 366 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 366

Teveccüh Sohbetleri                                                    365

                 Bir kula ererse lütf-ı Rabbani
                 Bahre Zülkarneyn-i İskender eyler
          Ne demek oluyor bu? Bahr; deniz, berr de kara.

          Yani  İskender isminde biri yaşamış, Cenabı Hak Kur’an’da bize  bildiriyor,  şarktan
          garba dünyaya hâkim olmuş. İskender, yani çok kuvvetli demek. Zülkarneyn ismi ile
          Kur’an’da geçiyor, İskender-i Zülkarneyn.
                 Bir kula ererse lütf-ı Rabbani
          Allah bir kuluna lütfederse bahre kadar İskender eder Zülkarneyn’i.

          Evet, Allah biliyor. Her şeyden haberdar, her şey ona âyân. Bizi de biliyor, herkesi de
          biliyor, neyse. Biz de Allah’a  şükür, ifadem  şu: Bu  ameli işliyorsak biz taklidini
          yapıyoruz. Taklidini yapmak da yine lütuftur, yine ihsandır.
          Taklitte öyle bir ihsan var ki bakın: Bir Yahudi, Abdülkadir Geylani’yi (kuddise sırruh)
          taklit etmiş. Abdülkadir  Geylani Hazretleri mübarek  ona  tâbî olanlara cehrî zikir
          yaptırıyor ve zikri de kumanda ediyormuş. Onlar  cehrî zikirde başları sağa sola
          çevirerek aşikâr yaparmış. Bir Yahudi, Abdülkadir Geylani Hazretleri’nin cehrî  zikir
          yaparken, sağa sola başını çevirdiğini görmüş. Gitmiş ondan sonra onu hicvetmiş, alay
          etmiş. O da başlamış ‘hay, hay, hay’ diyerek sağa sola başını çevirip hicvetmiş geçmiş.
          Yahudi uykusunda âlem-i  mana görüyor. Bakıyor ki ölmüş, herkes ölmüş, kıyamet
          kopmuş. Herkes kalkmış mahşer yerine gidiyorlar. Mahşer yerine giderken bir zebani
          gelmiş, bunun  boğazına halatı zinciri  takmış, cehenneme götürüyor. Abdulkadir
          Geylani Hazretleri’nin mübarek revhaniyeti karşısına çıkmış.
          —Bunu nereye götürüyorsunuz? Demiş.

          O zebani de demiş ki:
          —Bu Yahudi, cehenneme götürüyorum.
          —Hayır, bunun başı bizi yansıtmış. Ben  başını vermem,  başını almayın. Başı bizi
          hicvetti, onun  başı bizi yansıtmış, ben onun başını vermem.  Başını almayın da
          gövdesini alın, demiş.

          Yahudi uyanıyor, imana geliyor hemen koşuyor mübareğe intisap ediyor.
          Demek ki bu insibah  ne kadar kıymetli bir  şey. Yani taklit denilince burada yanlış
          anlamayın. Taklit ikidir: Bir taklit var ki hicvedenler, hicveden bile nimetine ulaşmış,
          alay eden bile nimetine ulaşmış.
          Onun için buyururlar ki: “Evliyâullah’tan söyleyin de ta ki sui hâlini söyleyin”.

          Hâşâ söylenmez ama ta ki söyleyin de onlardan söyleyin. Tarikattan, şeriattan yeter ki
          bahsedin.
          Evet, burada taklit ikidir: Bir var ki inanmayanların hicvetmesi, alay etmesidir. Bu değil.
          Bunun hakkında şöyle buyuruyor:
                 Kavm-i Nemrudîler istemez bizi

           Bak, böyle buyurmuş:
   361   362   363   364   365   366   367   368   369   370   371