Page 370 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 370

Teveccüh Sohbetleri                                                    369

          Ama tabii ki bir zarar var ki günah işliyor, zararlar işliyor.
          Bir zarar da var ki amel işlemiyor yine zarar ediyor.
          Bir zarar da var ki amelini az işliyor, çok amel işleyene karşı o da zarardadır.

          Zaten Peygamber Efendimiz bunu böyle  açıklıyor: “İki günü müsavi olan da
          zarardadır.”  buyuruyor. Demek ki her günkü amelimizi çoğaltacağız. Veyahut da bu
                    8
          insanların amelleri hep müsavi değil, birbirinden amelleri farklıdır.
          Bizim için de madem amelde farklılık varsa, amel de bizim için bir manevi kâr ise biz
          de bunun farklılarını arayacağız. Biz de  bunların efdallerini  arayacağız. Amelin
          farklılarını, efdallerini arayacağız ki manevi kârımızı da yükseltelim.
          Ama “İki günü de müsavi olan zarardadır”. Hani amelimizi çoğalttık, manevi kârımızı
          çoğalttık, çoğalttık da nereye gider bu?
          Mademki bu manevi kâr amelle oluyorsa, bu ameli çoğaltacağız ki kârımız çoğalsın.
          Bunu her gün çoğalttık, çoğalttık da nereye kadar gider bu? Ancak bir senede dolar.
          Zaten farz ameller artmaz eksilmez. Ama Cenabı Hak, “Kulum bana nafile ibadetle
          yaklaşır.” 9  buyuruyor. Amel artarsa nafile ibadet yaparak artırır. Fazla Kur’an okunur,
          fazla namaz kılınır, fazla zikir yapılır. Değil mi bunlardır.

          Ama bunları insan arttırır arttırır da, her gün çoğaltır çoğaltır da nereye kadar gider?
          Bir sene sürmez günü dolar. Gününü  doldurduğunda, gününü uzatamaz ki amelini
          çoğaltsın. Amelini çoğaltamıyorsa  o zaman müsavilikten kurtulamıyor. Müsavilikten
          kurtulamıyorsa zarardan mı kurtulamıyor?
          Burada büyük bir rumuz var. Ancak buradaki müsavilikten kurtulmak tarikatı anlamak
          ve yaşamaktır. Tarikatı anlayan ve yaşayan müsavilikten kurtulmuştur.
          Niçin? O her gün terakki ediyor, çünkü ruhun terakkisi var. Her gün o terakki vardır.
          Bedenin terakkisi amelle oluyorsa, amelle günleri dolar.
          Ancak ruhi terakki ancak Allah’a yükselmektir, terakki budur. Bunun nihayeti yok.
                 Himmet-i evliya bize yar iken

                 Şah-ı Nakşibendî ser hünkâr iken
                 Seyyid Taha Sıbgatullah var iken
                 Kâbe Kavseyn’e kadar seyranımız var

          Bakın nasıl burada açıklandı? Kâbe  Kavseyn Peygamber  Efendimizin makamıdır.
          İnsan ne kadar yükselse oraya gidemez. Ama yolu kapalı değil. Oraya kadar açık yol,
          kapalı değil.  Gidebiliyorsan git.  Bin sene yaşasan, bin sene terakki etsen  oraya
          ulaşamazsın.

          Demek ki bu müsavilik ancak burada terakki ediliyor, başka değil.



          8  Keşfül Hafa C.11 S.233
          9  Buhari Rikak 38
   365   366   367   368   369   370   371   372   373   374   375