Page 412 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 412
Teveccüh Sohbetleri 411
buluruz diye arıyorlarmış, padişah tayin etmemişler. Derviş olduğunu, nerede
olduğunu hiç kimse bilmiyor. Fakat ona şeyh efendisi bir görev yetki vermiş, irşat
etmiş.
—Hadi sen de irşat et, artık görevlisin, git belli bir mekân yer belli et, halkı topla onlara
nasihat et onları irşat et, demiş.
Bu da gitmiş sohbet ediyor. Derya kenarında bir mekân bulmuş. Sohbetin etrafına
zaman zaman çoğalıp geliyorlar. Kerametinden, sohbetinden işte çok mübarek zât diye
böyle duyuluyor, her taraftan geliyorlar. Belh halkı da duyuyor, İbrahim Ethem işte
şeyh olmuş, bilmem nereye tekke kurmuş, diye. Bu halk padişahlarını alıp götürmeye
geliyorlar, çünkü padişah tayin etmemişler. Geliyorlar nerede buluyorlar? Evet derya
kenarında dergâhı var, bir mekânı var. Denizin kenarında böyle pardösüsüne iğne iplik
elinde yama vuruyor, bunu böyle bulmuşlar.
—Selamın aleyküm, aleyküm selam, hadi seni biz götüreceğiz. Yedi senedir seni
arıyoruz, bulamıyoruz. Demişler.
—Gidin ben padişah olmam, gidin padişahınızı bulun. Demişler ki:
— Padişah tayin etmedik.
—Gidin kendi aranızda padişahınızı tayin edin, ben daha gelmem. Ben bu pis dünyaya
daha elimi sürmem, demiş.
—Olmaz seni götüreceğiz, cebri götüreceğiz, demişler.
Anlamış ki bunlar cebir kullanacaklar. O zaman kendinin maneviyatını, manevi gücünü
bunlara göstermiş. Demiş ki:
—Bir şartım var. Onu yerine getirirseniz gelirim?
—Nedir şartın?
Demişler. İğneyi atmış deryaya, demiş ki:
—Bu iğneyi bulur getirirseniz gelirim.
Şimdi deryada iğneyi arayıp bulmak insanların kârı değil. Bunlar aciz kalmışlar.
Demişler ki:
—Sen bunu bahane ettin. Deryada iğne bulunmaz, ama biz yine de seni götüreceğiz.
Demiş ki:
—Siz şimdi bu iğneyi getiremiyorsunuz.
— Getiremiyoruz efendim.
—Bakın gözleyin, benim iğnem gelecek.
Deryaya bir seslenmiş böyle yumuşak ve buğulu bir sesle:
—Ey balık, Allah rızası için benim iğnemi getir, demiş.
Bir balık iğne ağzında başını çıkarmış sudan, uzatmış iğneyi o da almış, bunu
görmüşler. Tabii bir manevi gücünü görmüşler. Tehditle zorla götüreceklerdi. Daha

