Page 500 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 500

Teveccüh Sohbetleri                                                    501

          Bir de şunu ifade edeyim: Burada tevazu ehli, gönül alçaklığı yapın. O kadar alçalın ki
          buradaki cemaatin hepsinden alçak nefsimdir, deyin.  Çünkü niçin? Burada Allah’ın
          rahmeti de, nuru da yağmur gibi yağacak inecek. Yağmur yağdığı zaman yükseklerde
          kalmaz, çukurlara toplanır. Çukurlara toplanan yağmur göl de olur, sel de olur.
          Evet, işte Cenabı Hak da: “Her kim ki Allah için alçalırsa biz onu yükseltiriz.” 16
          buyuruyor. “ Her kim ki tekebbür sahibi olursa onu hakir yaparız.” Burada geçer ki:
                 Firâk-ı yâr ile âh u enîn ol
                 Ayaklar altına zîr ü zemîn ol

                 Sözünde sâdıku'lva'du'l-emîn ol
                 Hakikat güllerin görmek dilersen

                 Marifet meyvesin dermek dilersen
          Şimdi bak, buraya gelmiş  giriyorsun, bileni var  bilmeyeni var. Hangi memleketten
          gelmişsiniz?  Mesela ihvan Tarsus’tan  gelmiş veyahut da Erzurum’dan gelmiş,
          Bayburt’tan gelmiş,  İstanbul’dan gelmiş, Ankara’dan  gelmiş  daha Samsun’dan her
          taraftan var.  Yani yedi bölgeden gelmeyen yer yok, gelmiş. Burada herkes kendi
          bölgesindeki adamları tanıyor. Veyahut da çoğunluğu tanıyorlar. Bugün de yeni ihvan
          olmuşsa eğer bildik ihvanlar içerisinde tanır. Neyi tanır? Ne zaman ihvan olduklarını
          bilir.

          Bak,  bu da Nakşibendî Efendimiz’in bir amelidir. Arif Dikgerani Hazretleri
          Nakşibendî Efendimiz’in ihvan kardeşi üç gün evvel ders almış. Hâlbuki Nakşibendî
          Efendimiz’in ameli çoktur, makamı çok yüce, müritleri çoktur. Fakat Arif Dikgerani
          Hazretleri kıdemlidir.

          Çünkü askeriyede de kıdem var, üç evvel gelen kıdemli oluyor. Nakşibendî Efendimiz,
          o üç gün evvel ders almış diye yolda yürürken ayakları geride kalmış, akarsuda abdest
          alırken ona isabet etmemiş.
          Bir de dışarıdan birisi gelmiş, meclisinde sohbetinde sormuş. Demiş ki:

          —Sizin meclisinizin büyüğü kimdir?
          Mübarek hemen bir günlük müridi, yeni ders alan müridi göstermiş. Demiş ki:

          —Bizim büyüğümüz budur demiş. Bu yeni tarikata girdi, akşam boy abdesti aldı, tövbe
          namazı kıldı, günahlarından kurtuldu; daha bunda hiç günah yok, bizim büyüğümüz
          budur.
          Bu zâhir şeriatta da var. Demek ki tarikatı hak olarak kabul ettiğimiz velîlerin hepsine
          saygımız, hürmetimiz vardır. Yalnız burada bu bizim kelamımız değil. Kelamı kibarda
          galat olamaz. Ancak burada Nakşibendî Efendimiz’in de bir emri vardır. Bakın dikkat
          edin buyuruyor ki:



          16  Hikmet Goncaları Trc. (500 Hadis Şerif) 397
   495   496   497   498   499   500   501   502   503   504   505