Page 502 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 502

Teveccüh Sohbetleri                                                    503

          Evet, onun için Mevlânâ “Ne olursan ol gel. Hıristiyansan gel, Mecusi (ateşe tapan)
          isen gel, putperest  (putlara tapan) isen gel, yüz defa tövbe ettin tövbeni bozduysan da
          gel.” sonra “Ne olursan ol gel.” demiş.
          Böyle teslim ol Allah’a, Hakk’a teslim ol. İşte Cenabı Hak da tevbe ayeti göndermiş.

                 Tövbesi kabul olan şey
                 Ne gerek günah ona

          Yeter ki  tövbe edebilelim,  yani kusurumuzu bilelim,  günahımızı elimize alalım. O
          günahımıza bakaraktan, ağlayalım. Günahımızı elimize alalım, onu bir alet edelim.
          ‘Aman Yâ rabbî’ diyelim, günahlarımızdan Allah’a sığınalım.
          Resulullah Efendimiz’e bir defa Vahşî için Tevbe ayeti geldi. Tevbe ettiler, pişman
          oldular, kabul oldu. Halbuki Peygamber Efendimiz daha evvel ilan etti. “Sübhan evine,
          Süfyan evine sığınanlar kurtulurlar”.

          Sübhan; Kâbe, koruyan, Süfyan da Ebu Süfyan, o  da Müslüman oldu. Müslüman
          olunca gitti, ilan  etti “Süfyan  evine, Sübhan  evine sığınanlar ölmeyecekler,
          kurtulacaklar”. Tabii gitti ilan yaptı, Vahşi duyduğu halde dağlara çıkmış kaçıyor.
          —Beni Hazreti Resulullah affetmez. Çünkü ben ona çok büyük bir acı verdim. Çok
          sevmiş olduğu amcasını  öldürdüm. Çok rezil  bir durumdayım.  Onun için O,  beni
          affetmez. Eline geçersem öldürür, demiş, dağlara kaçıyor.

          Allah, “La taknetu min  rahmetillah.” ayet-i kerimesini gönderiyor. Peygamberi
          Vahşi’ye gönderiyor.

          Evet, onun için günahımızı, kusurumuzu bilelim.
                 Tövbesi kabul olan şey
                 Ne gerek günah ona

          Sonra sadece günah işleyen mi günahını bilecek? Günah denilince günahın çok çeşitleri
          var, bilmediklerimiz de var.

          Bir günah var ki yasak olan şeyler; yemede, içmede, çalışmada, kazanmada veyahut da
          ticarette yasak olan şeyler. Bir de daha büyük günahlar var, günah-ı kebâirler var. Ama
          günahın küçüğü de var, zerresi de var.
          Günah denilince bir gizli şirk var, bir de şirk-i celî var. Yani aşikâr şirk ki büyük günah,
          herkesin bileceği, herkesin kaçacağıdır.
          Bir de gizli günahlar var, gizli şirk var. Bu da herkesin kaçacağı bir şey değildir. Bunlar
          ancak müptedi için gizli şirkten kurtulamıyoruz.
          Gizli şirkten kurtulmak için sen de müntehi âlemine geç ki bundan kurtulasın. Müntehi
          âlemine geçmeyen için işte “Ve bil kaderi hayrihi ve  şerrihi.” fermanının sözünde
          kalıyor, özüne geçemiyor.
   497   498   499   500   501   502   503   504   505   506   507