Page 526 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 526

Teveccüh Sohbetleri                                                    527

          Şimdi efendiler! Oynamaktan  maksat ütmek, derler.  Tarikata inandınız girdiniz, bu
          teveccühe büyük amel olduğuna inanarak geldiniz. Irak yerlerden geldiniz, gece sabaha
          kadar muhabbet ettiniz, Allah muhabbetinizi arttırsın, uykusuz da kaldınız değil mi?
          Yorgunluk da oldu sizde, maddiyat da harcadınız. Bunların hepsi yorgunluğunuz, bu
          kadar meşakkatiniz, bağırmalar, çağırmalar, ağlamalar  burada bir saat içindir. Bu bir
          saat içerisinde; kaybınız da bu bir saat içerisinde, bulacağınız menfaatiniz de bir saat
          içerisindedir.
          Bizim teveccühümüzü basit görmeyin.

          Teveccüh büyük ameldir, ayıklık ister, büyük amel ama ayıklık ister.
          Hani derler: “Görene, bilene; köre ne?”  Teveccüh ayıklık ister.
          Şimdi teveccüh bir saat sürecek, bir saat içerisinde kendimize hâkim olalım. Kalbinizi
          muhafaza edin, kötülüklerden muhafaza edin, gafletten muhafaza edin.
          Evet, ‘gam gelmez dememişler, gam eğlenmez’, demişler.
          Yani gönlünüze gelen herhangi bir düşünce, herhangi bir şuğul varsa, bunları geleni
          atın, tutmayın. Çünkü kalbinizden atılan gaflettir.
          Kalp bir sudur, su misali. Kalbe gelenler atılırsa, o kalp cârî bir nehir kirlenmez. Hani
          cârî bir nehir var ki insanlar bütün sokak zibilini, ev zibilini döküyorlar, kirlenmez alıp
          götürüyor; nehirde güç var. Ama bir çukura biriken bir göl suyuna ne atılırsa orada
          kalır, kirlenir. Demek ki kalbî cihat zaten cihad-ı ekberdir. Cihadınızı yapın, kalbinize
          geleni atın tutmayın, bu bir.
          Bir de gözlerinizi açmayın, kimseye  bakmayın. Bu cezbelenenler  bak, bağırıyorlar,
          ağlıyorlar, bunlara da göz açıp bakmak yasak. Önünde bir tanesi ağlıyor. Kim, diye
          gözünü açma bakma; sağ tarafında bir tanesi bağırıyor, kim, diye açma, bakma,
          yasaktır. Sol tarafında çırpınıyor, arkandan tak tak tak kendini yere vuruyor, bakma.
          Şimdi:
                 Gelin ey yâr-ı sâdıklar
                 Bu meydân-ı muhabbettir

                 Bütün cem olsun âşıklar
                 Bu meydân-ı muhabbettir
          Âşıklardan, âşktan mana ne? Yani Allah’ı sevenler, az çok neyse. Zaten Allah sevgisi
          bizi buraya toplamış; az, çok.  Ama azı çoğaltabilirsin, çoğu da azaltabilirsin.
          İşte bu teveccühte, o azı  takviye edebilirsin, çoğaltabilirsin. Neyle? Âyıklıkla, ayık
          olmakla. Çoğu da azaltabilirsin. Burada peşinden gelen kelamda:
                 Gelin dergâha dervîşler
          Dergâh; işte burasıdır. Allah zikredilen yer, dergâhtır.

                 Gelin dergâha dervîşler
                 Kılalım zevk ü cünbüşler
   521   522   523   524   525   526   527   528   529   530   531