Page 528 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 528

Teveccüh Sohbetleri                                                    529

          Dolanırlar, gezerler. Oların ruhları, kim bunlar? Velîler.
          Onların ruhları sağken, cesette kapalı değiller. Onlar ispatı vücut yaparlar.  Tayyı
          mekânda bulunurlar, ispatı vücut yaparlar. Oturduğu yerde bakarsın ki Türkiye’de
          görülür ve ta Hicaz’da da görülür.
                 Olârın ruhlarının yok karârı

                 Dolaşırlar zemîn ü âsumânı
                 Olar bu âlemi devran ederler
                 Ararlar derde düşen nâtüvânı

          Onlar, ölümde,  kabirde de kapalı değiller.
          Onlar ölmezler, onlar sade gözden kaybolurlar.
          Kalp gözü, bâtın gözü açık olanlar, onu yine hayatta nasıl gördüğü gibi onu görürler.

          Evet, kabirde de kapalı değiller.
          Bunlar çıkarlar gezerler; her tarafa elleri ulaşır, her tarafı görürler, her tarafa ihsanda
          bulunurlar. Anında her tarafa yetişirler.

          Yeter ki bizim “Aman” bir amanımız olsun. Ama kuru amanımız olmasın ha!
          Kuru aman nedir?
          Eğer biz sair zamanlarda, iyi zamanlarımızda “ Destur!” demezsek, sıkı zamanda
          “Aman” demek, o aman olmaz.
          Yani hiç unutmayacağız onları ki bütün  “destur, bismillah destur” her işinde. Aldın
          “bismillah destur”, verdin “bismillah destur”, lüzum yok kalbinde olsun, aklında olsun.
          “Bismillah destur” dedin  aldın, “bismillah destur”  dedin verdin. Vazifeye gittin
          kapıdan içeri girdiğin zaman hemen “bismillah destur” de. Bu olursa daraldığında da
          “bismillah meded” dediğin zaman yetişirler, hemen yetişirler. Ama geniş zamanlarında
          “destur”un olmazsa dar zamanında da “meded”i işitemezsin, makbul olmaz da.
          Evet, şimdi teveccühe başlayacağız. Bir de bu teveccüh de kalb-i selim istiyor. Kalb-i
          selim dersek yani her şeyi kalbinizden çıkarın, sade bir borcu değil, sade hastayı değil.
          Yani kibir, gurur, haset,  kin, gadap bunları çıkarın. Gadaplanıyorsunuz, bilerek,
          bilmeyerek olsun, olmasın kalbinizden gadabı çıkarın.
          Her şey birden yok olmaz. Bir insan alışmış bir şeye, nefsinde yaratılış hesabı hiddeti
          mi var, gadabı mı var, onu birden yok edemez. Onu azalta azalta, küçülte küçülte yok
          eder.

          Kini var, onu da birden atamaz. Azalta azalta, küçülte küçülte yok eder.
          Hasedi var, bu da böyle; gururu var, bu da böyle; kibiri var, bu da böyle.
          Bu beş  şeyi  azaltabilir.  Haset, kibir, gurur, gadap  bir de kin.  Burada  herhangi bir
          ihvanda birbirinize darılmışsanız gücenmişseniz, sevmiyorsanız arada bu kin var, bunu
          kalpten çıkarın, kininizi çıkarın.
   523   524   525   526   527   528   529   530   531   532   533