Page 530 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 530

Teveccüh Sohbetleri                                                    531

          Şimdi buradaki esas şudur: maksat mahviyete düşmek lazım.
                 Kişi noksanını bilmek gibi irfan olamaz
          Maksat insan kendi kusurunu bilsin. Yani eski ihvanlar yeni ihvanları şefî getirir.

          —Yâ rabbî, ya Hazreti Pir, ya Hazreti Pir’lerimiz, bu daha yeni ders aldı, boy abdesti
          aldı, günahlarından silkindi, kurtuldu. Daha  günah işlemedi, beni buna  bağışla. Ben
          mesela on beş, yirmi senelik ihvanım. Ama isyandan başka bir şeyim olmadı. Sana layık
          bir müritlik yapamadım, sana layık olamadım.

                 Hevâ-yı hevesden ayık olmadım
                 Aslâ bir amele fâik olmadım
                 Esrâr-ı pîrime lâyık olmadım

          Evet, böyle desinler.
          Yeni ders alan da desin ki:
          —Ya Hazreti Pir, ya şeyh efendim! bak, bu amcam, bu ağabeyim yirmi senedir seni
          tanımış, yirmi senedir sana hizmet ediyor,  himmet almıştır muhakkak. Sana bir
          yakınlığı var. Yeni tarikata girdim onun hürmetine beni de muhafaza et bu tarikatta.
          Bir vücut sahibi et,  bir  amel sahibi et.  Aldanmayayım, sapmayayım, sapıtmayayım,
          yanlış yollara gitmeyeyim.

          Buradan ne olur? Bunlar insanı alçaltır, bunlar insanın kalbini boşaltır.
          Kalp burada boşalacak ki kin çıkacak, gadap çıkacak, haset çıkacak, gurur çıkacak. Öyle
          ki kalbi boş olsun.

          Kalp boşalmazsa dolu bir kaba bir şey konulmaz, boş kaba konulur. Bir kap dolmuş ne
          koyabilirsin ki? Boş olunca konulur.

          İşte burada da teveccühteki nurlar tecellî edecektir. Allah’ın nurları;  esma nuru, sıfat
          nuru, zât nuru.
          Esma nuru isimlerden tecellî eder. Müridi bakarsın ki ruhu esma nuru ile idare edilir.
          Mademki senin bir muhabbetin var. Neyle? Şeyh efendin kuşatıyor. Bir esma nuru ile
          seni idare ediyor. Niçin bak? Nasıl buyuruyor:
                 Hemân bir lahza sağ olmak bana sensiz harâm olsun
          Sâlih Baba böyle buyuruyor, Yunus Emre ne buyuruyor:
                 Senin aşkın benim için bir balıkca

                 Balık çıksa sudan hemen ölür
          Senin sevgin beni bir deniz gibi ihâta etmiş. Balık denizde olur. Denizden çıktı mı ölür.
          Senin sevgin de benden kesilirse benim ruhum da balık gibi ölür. Bu kelamı kibar bunu
          ifade ediyor.
          Evet, işte meşayihi seviyorsa Allah için sevmiş başka şey için değil. Annesi değil, babası
          değil, akrabası değil, ahbabı değil ne için sevmiştir? Allah için.
   525   526   527   528   529   530   531   532   533   534   535