Page 539 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 539

Teveccüh Sohbetleri                                                    541

             olunan kimseye teveccüh ederler. Bir kısmı ise kendilerine bir sıfat (hâl) geldiği
             zaman kalplere tasarruf ederler.” demiştir.
          •  Molla Câmî  Hazretleri’nin, Saadettin  Kaşgari  Hazretleri’nin talebesi olduğunu
             işiten Muhammed Câcermî: “Beş yüz yıldan beri Horasan toprağının bir benzerini
             yetiştiremediği bir ilim erbâbını, Mevlânâ Saadettin Kaşgari bir teveccühte
             yolundan çevirdi ve kendi “Ahrâriyye” ismi verilen yoluna aldı.” buyurdu.

          •  Muhammed  Bâkîbillah Hazretleri’nin kalplere teveccüh ederek kalpleri, Allah
             Allah diye zikrettirmesi ihsan-ı umûmî  idi. Bir gün  İmâm-ı Rabbânî  Hazretleri
             buyurdu ki: “Bu nîmetin şümullü ve umûmî olması, yâni kalbin zikretmesi ve bu
             yolun daha başlangıcında cezbe hâsıl olması, hocamız Muhammed Bâkîbillah'ın bu
             yolda lâzım  olan bereketli bir  ilâvesidir.”  Muhammed Hâşim-i Keşmî,  İmâm-ı
                                                 4
             Rabbânî Hazretleri’ne: “Daha evvel bu yoldaki büyüklerde bu yok mu idi?” diye
             sorunca, buyurdu ki: “Vardı, ama başlangıçta bu kadar umûmî değildi.” Ve yine
             buyurdu ki: “Bu  şümulün  ve bu umumîliğin sırrını, Muhammed  Bâkîbillah'tan
             sorduğum zaman,  buyurdu ki: “O zamandan bu zamâna kadar isteyenlerin,
             talebelerin arzu ve himmetleri azaldı ve karıştı; talebelerin anlama ve gayretleri de
             azaldı.  Şefkatin çokluğu sebebiyle onlar mücâhede etmeksizin, uğraşmaksızın,
             büyük gayret sarf etmeksizin bu yola alınıyorlar. Böylece arzu ve istek sahrasında
             yaya yürüyenler, bineğe kavuşuyorlar ve soğuklukları sıcağa dönüyor.” Muhammed
             Hâşim-i Keşmî demiştir ki:  İmâm-ı Rabbânî bu sözleri anlatıp bitirince,  bir âh
             çekti ve şöyle duâ etti: “Allahü teâlâ  ona, talebeleri tarafından, büyük ve hayırlı
             karşılıklar versin!”. Onun yetiştirdiği büyüklerin  başında, kendisinden sonra
             halifesi olan, hicrî ikinci bin yılının müceddidi, İslâm âlimlerinin gözbebeği İmâm-ı
             Rabbânî Ahmed Fârûkî Serhendî gelir.
          •  İmam Rabbani Hazretleri: “Tasavvuf yolunda çok yüksekleri aramalı, verâların
             verâsını yani ötelerin ötesini aramalıdır. Böyle bir istek, böyle çok çalışmak ancak
             vazife alınan büyüğün teveccühü ile elde edilebilir. Onun teveccühü de müridin
             ona olan sevgisi, bağlılığı kadar olur.” demiştir.

          •  Muhammed Mâsûm Hazretleri: “Pîrin teveccühü, zulmet ve keder dağları, her ne
             sûretle ortaya çıkarsa çıksınlar, sadık talebeden kaldırıp, uzaklaştırır.”  demiştir.
                                                                       5
             Abdülehad Serhendî’ye amcası Muhammed Ma'sûm Fârûkî Hazretleri  tasavvuf
             yolunda daha yüksek derecelere kavuşması için ona kırk defa teveccühte yani
             manevî olarak çok yardımda bulunacağına söz verdi. Muhammed Ma'sûm
             Hazretleri otuz dört defa teveccüh ettikten sonra vefat etti. Yeğeni Abdülehad ise
             her gün  amcasının kabrine gitti. Amcası, Abdülehad'ın her gelişinde Allahü
             teâlânın izni ile kabirden kalkarak yeğenine teveccühte bulundu ve onun yüksek


          4  Mektûbât-ı İmâm-ıRabbânî
          5  Muhammed Ma'sûm Fârûkî; s.249
   534   535   536   537   538   539   540   541   542   543   544