Page 537 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 537
Teveccüh Sohbetleri 539
Teveccüh’ün Tanımı ve
Tasavvuf Tarihinde Teveccüh
Teveccüh’ün Tanımı:
Teveccüh Arapçada “yönelmek” demektir. Şeyhin, manevî gücünü müridin kalbi
üzerine yöneltmesi ve bu suretle ona hâl aktarmasıdır. Bu, müridin ruhunda
filizlenmelere sebep olacak bir manevî aşılama olayıdır. Yani müridin ruhî kabiliyet
kapasitesinin artırılmasıdır. Mürit bu şekilde mürşidinin manevî özelliklerini yüklenmiş
olur. Bu uygulamaya, teveccüh-i kalbî denir. Diğer bir ifâdeyle, mürşid-i kâmilin güzel
hâllerini mürîde intikâl ettirmesi ve netîcede onun rûh ve kalbinde tasarrufta
bulunmasıdır. Bunun aslî ve fer’î pek çok vâsıtaları vardır.
Teveccüh genelde Hakk'a yöneliş ve kalbî alaka için kullanılır. Mürşidin müridini
karşısına alıp ona nazar etmesi anlamına kullanıldığı gibi müridin mürşidine bağlanıp
yönelmesi; “Rabıta-yı nakş-i hayal” anlamına da kullanılır.
Bu ilk manadaki teveccüh için: “Allah Teâlâ benim sadrımı ne ile doldurdu ise, ben
onu aynıyla Ebû Bekir'in sadrına ilkâ ettim.” hadisi vardır.
1
Teveccühün diğer anlamında ise şu hadis verilmiştir. Resûlullah'ın yanına gözleri
görmeyen birisi geldi. Gözlerinin açılması için duâ etmesini istedi. Resûlullah sallallahü
aleyhi vessellem: “İyi bir abdest al! Sonra; “Allahümme innî es'elüke ve eteveccühü
ileyke bi-Nebiyyike Muhammedin Nebiyyirrahme, yâ Muhammed innî eteveccehü bike
ilâ Rabbî fî hâcetî-hâzihî, li takdiye-lî Allahümme şeffi'hü fiyye” duâsını oku”, buyurdu.
Duânın mânâsı şudur: “Yâ rabbî! İnsanlara rahmet olarak gönderdiğin sevgili
Peygamberin ile sana teveccüh ediyorum. Senden istiyorum. Yâ Muhammed
aleyhisselâm! Dileğimin hâsıl olması için rabbime senin ile teveccüh ediyorum.
Allah'ım! O'nu bana şefaatçi eyle!” .
2
Teveccüh, bu anlamda, bir kimsenin, hayatta veya vefat etmiş, kabirde olan bir velîden
feyiz alabilmek, ondan manevî olarak istifade etmek, faydalanmak için, kalbini ona
bağlaması, hatırına hiçbir şey getirmeyip, yalnız onu düşünmesi manasına da kullanılır.
Mürşidin nazar ve teveccühüyle müridini etkileyip onu bir bakıma ruhî yükselişe
hazırlaması, güneşe tutulan büyüteçlerin yoğunlaştırdığı güneş ışınlarının, temas ettiği
1 Mevsûa etrâfi'l Hadis, XI, 156
2 Merâkıl-Felâh, Nesâî, Tirmizî, İmâm-ı Beyhekî

