Page 534 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 534

Teveccüh Sohbetleri                                                    535

          Ağrıdığı zaman değiştirebilirsiniz. Ama böyle iki  ayağını uzatmak terk-i edeptir,
          yasaktır. Sağa dönmek, sağındakini huzursuz etmek yasaktır, sola yaslanmak, arkanda
          biri var, bunları yapmayın. Teveccüh bitinceye kadar bunları yerine getirin, teveccühün
          şeklini bozmayın.
          Evet, işte Estağfurullah nida ile başlayacak, 25 defa istiğfar okursunuz. Parmaklarınızla
          hesabını yaparsınız, gözler yumulacak. Beş dakika veya en fazla on dakika sonra yine
          istiğfar sesi duyacaksınız. Üç defa “Estağfurullah, Estağfurullah, Estağfurullah” onu siz
          yapmayın. Ondan sonra  namazı var kılıyoruz, duaları var; gizli, aşikâr okuyoruz.
          Ondan sonra silsileyi okuyoruz. Ondan sonra teveccühe kalkıyoruz.
          Teveccühe işte başlıyoruz, safları geziyoruz, sırtlara el vuruyoruz. Kelamı kibar, gazel
          okuyoruz. Artık o gazel okunduğu zaman ayık olun, sırtınıza el vurulduğu zaman ayık
          olun.

          Bu sırtımıza elini vuran, pirimiz Dede Paşa Hazretleri vuruyor. Sırtınızda kalbinize bir
          pencere var. Şeytan aleyhillane oradan vesvese veriyor, oradan bağlıyor.

          Ama insanlarda  şeytan ikidir. Ne buyuruyor Muhyiddin Arabî Hazretleri mübarek,
          Şeyhi Ekber  Diyor ki: “İblis ikidir: sûrî, manevi.” Sûrî olan bu dışarıdan vesveseyi
          veren şeytan, ama manevi şeytan senin nefsindir.
          Öyleyse demek ki her ne kadar Şeytan aleyhillane burada sana vesvese veriyor ama bir
          de senin nefsin var.  Şeytanın bize  çok zararı olur.  Şeytan vesvese  verirse  şeytanlık
          yapmış olmaz. Şeytan senin bir şeyi aklına getirir ama tabancası yok, bunu işle, diye
          tehdidi yoktur.
          Ama seni tehdit eden senin nefsindir. Onun için burada o nefisten de kurtulmamız
          lazım. Nasıl kurtulacağız?

                 Hazret-i Pîrim delîlimdir, halîlimdir benim
                 Dil sarâyı ravza-i beyt-i celîlimdir benim
                 Ana teslîm ettiğim nefs-i zelîlimdir benim
                 İnkıyâd ettim bıçağa uymuşam İsmâîl'e

          Bu kelamlarda söylenen, nasıl ki babası Halil İbrahim Aleyhisselam oğlu İsmail’e
          —Teslim ol, seni keseceğim, demiş.
          Ellerini bağlamış, o da:

          —Baba çöz ellerimi, bu emri, bu işi işle. Ben sana karşı gelmiyorum. Bağlı ellerimi çöz,
          demiş.

          Değil mi? Bir mürit de demek ki şeyh efendisine böyle teslim olması lazım.
          Tarikatın şartlarından biri budur.
          Muhabbet var, ihlâs var, adap var, bir de teslimiyet var.
          Bunlar birbirini takviye eder. Başta  muhabbet, muhabbeti  takviye eden, çoğaltan
          ihlâstır.
   529   530   531   532   533   534   535   536   537   538   539