Page 71 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 71

Teveccüh Sohbetleri                                                     67





                         “Teveccüh Kalb-i Selim İstiyor”


                                                               15.07.1990, Erzurum


          Vaktin birinde meşayihten ders almış bir tanesi.  İlk günden  sonra  daha ne bir virt
          yapmış ne de dersini işlemiş. Yirmi sene geçmiş aradan, yirmi sene sonra mübarek
          ikindi namazında imametteyken arkasında çok cemaat varmış. Cemaat olarak arkasında
          hocalar, mollalar, müderrisler varmış.  İkindi namazını kıldırırken kıyamda “Defol!”
          demiş, böyle sağ elini sallamış. Bunu hep cemaat görmüş.
          Hâlbuki namazda kelam, kelime teşkil eden her şey namazı ifsat eder. “Defol!” demiş,
          elini de böyle sallamış. Namazı kılıp tamamlamışlar.
          Sormuşlar arkasındaki o mollalar, müderris âlimler:
          —Seyda kurban, sen namazda böyle dedin. Namaza bir noksanlık, halel gelmedi mi?
          Demişler.
          —Hayır, demiş. Ben onu irademle yapmadım ki gayri ihtiyari oldu, demiş.

          Soruyorlar yine:
          —Gayri ihtiyari sebep neydi ki kurban? Diyor ki:
          —Sebep işte filanca tarihte Van'da akşamdan bir tanesi geldi, bizden ders aldı, gitti.
          Eve varınca keçisi ölmüş, sabahtan getirdi inabesini geri verdi. Biz namazdayken, onun
          ömrü tamam olmuş, halet-i nezide, yani can veriyordu. Şeytan aleyhillane gelmiş onun
          imanını almak istiyordu. Ben “Defol!” diye şeytanı kovdum. “Defol!” dedim, şeytanı
          onun üzerinden vurdum, attım. Elim ile kovdum  şeytanı, onun imanını kurtardım,
          demiş.
          —Seyda kurban, diyorlar, bu inabesini geri verdi, nispetten düşmedi mi, nispetinizden
          ayrılmadı mı?
          —Evet, inabesini geri verdi, nispetimizden, bizden ayrıldı. Yani bizden bağı koptu,
          ayrıldı. Ama Nakşî’lerin şanına düşmez ki bir akşam sohbette bulunsun, boy abdesti
          alsın, tövbe namazı kılsın, bir günlük de dersini yapsın, bunu da şeytana versin. Bu
          Nakşî’lerin şanına düşmez, diyor.
           Onun için bak, buyurmuş ki:
                 Sermaye bu yolda heman

                 Teslim olup şeyhe inan
                 Sıdk ile Allah'a dayan
                 Gör olmaz mı ihsan sana
   66   67   68   69   70   71   72   73   74   75   76