Page 88 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 88

84                                                           Gülden Bülbüllere

          Ama bunlar ayık olanlar için.  Bak, burada bir ayeti kerime var: “İrciî ila  rabbiki
          razıyeten marziyye” 1  Cenabı Hak bu ayeti kerimenin bir mealinde ne buyuruyor? “Ben
          bir kulumun kalbine günde yetmiş defa nazar ederim.” buyuruyor. Ama bu yetmiş defa
          olan nazarı insan ayık olursa cezbeder. Bu kelamı kibarda işte onu ifade ediyor.
                 Yar daim sana nazar eyler
                 Seni gafil görürse güzar eyler
          İnsan bütün 24 saat ayık olacak ki yetmiş defa o nazarı cezbedebilsin. Ne kadar ayık
          olduysa o kadar cezbedebilecek. Ama bunun yalnız bir eşref saatleri var tabii. 24 saatte
          eşref saatler vardır. Ama eşref saatlerin hepsi 24 saatin içerisindedir.
          Hangi saatler var. Mesela seher vakti eşref saatidir. Güneş doğarken, güneş batarken
          eşref saatleri bunlar. Cenabı Hakkın nuru sade bu eşref saatlerde mi tecellî eder? Yok,
          günde yetmiş defa bir kuluma ben nazar ederim buyuruyor. Ama kul eğer ayık olursa
          işte bu yetmiş nazarı cezbeder. Ayık olmazsa cezbedemez.
          Ama ne kadar ayık olmuşsa, bu ayık olması ile bu nazarlara da isabet edecek mi acaba
          yoksa  etmeyecek mi?  O da bilinmiyor.  Demek ki burada yetmiş defa  bilinmediğine
          göre yetmiş defa nazarı cezbetmek için biz bütün ayık olmamız lazım.

          Şimdi burada muhakkak ki bu büyük bir amel ise burada Cenabı Hakk’ın esma nuru,
          sıfat nuru, zât nuru tecellî edecektir. Ama bunu kim cezbedecek? Ayık olanlar, uyanık
          olanlar. Yani  kalbi selim  olanlar, kalbinden her  şeyi çıkarmış atmış kalbini Allah’a
          vermiş. Allah ile kalbini meşgul ediyor. İşte bu kimse burada faydalı, yararlı olacaktır.
          Böyle olmayan yararlı olamaz ancak sevabını alır.

          Gerçi buraya  gelmiştir.  Bu amele inanmıştır. Büyük bir amel  olduğuna inanmış
          gelmiştir. Iraktan gelmiş, yakından gelmiş, nereden gelmişse gelmiştir, onun sevabını
          alabilir. Ama sevap önemli değil. Avamlar için önemlidir, müptediler için sevap çok
          önemlidir. Ama mukarrebler için önemli değil. “Hasanetül ebrar seyyiatül
          mukarrebin.” buyuruyorlar.  Hasanetül  ebrar; ebrar, hasene için sevap işlemesi. Yani
          ebrar için önemli, mukarreb için sevap işleme önemli değildir.

          Âşık’ın bir tanesi, mukarrebinin bir tanesi buyuruyor ki:
          —Sevabıma estağfurullah, günah benim amelimdir, demiş.

          Bak,  şimdi bu nasıl anlaşılıyor. Bu  anlaşılıyor ki bu adam hiç bir sevap işlememiş.
          Sevabıma estağfurullah diyor ama hep günah işlemiş. Hayır, bu böyle değil. Diyor ki:

          —Sevap için ben bir şey işlemedim. Allah’tan bir sevap umaraktan bir şey işlemedim.
          Kulluğumu yaptım, kulluğumu yapmak istedim.  Kulluğumu da yapamadım yerine
          getiremedim, diyor.

          İşte onun için “Hasanetül ebrar seyyiatül mukarrebin.” buyuruyorlar. Ebrarın sevaptır
          diye işlediklerinden mukarrebler günah diye kaçarlar. Anlaşılmasın ki ebrar namaz



          1  Fecr  89: 28
   83   84   85   86   87   88   89   90   91   92   93