Page 178 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 178

174                                                          Gülden Bülbüllere

          Evet, işte burada teveccühün sonuna kadar gözümüzü açmayacağız, kalbimizi
          muhafaza edeceğiz. Teveccühte bu saflar gezilir, sırtlara el vurulur. Teveccüh bittikten
          sonra bir  aşır okunur. Hoca  efendilerin bir  tanesi  bir aşır  okur. O aşırı okuyan
          mikrofonu yanında olsun ki yukarılarda olan cemaat da duysunlar. Aşır okunduktan
          sonra, amel tamamlanmış oluyor. Herkes bir Fatiha okuyup gözlerini açar, teveccühün
          şeklini de bozar.

          Teveccühte de sıkıntılı oturmayın. Eğer yeriniz serbestse safı bozmadan ileri geri
          çıkmadan oturabilirsiniz. Fakat ne yaparsınız? Oturmada bir değişiklik yapabilirsiniz.
          Mesela  yuvarlak oturmaya mürebbe deniliyor,  öyle de oturabilirsiniz. Efendim
          dizlerinizin üzerine oturabilirsiniz. Bir  dizinizi altına alıp, bir dizini bükebilirsiniz,
          ağrırsa onu değiştirebilirsiniz, böyle çeşitli oturuşlar vardır. Yalnız iki ayağı böyle
          uzatmak terk-i edeptir, zaten uzatamazsınız safa mani olur. Fakat bundan başka nasıl
          rahat oturursanız, teveccühün safını bozmayın.
          İşte aşır okunduktan sonra ‘lillahi Fatiha’ denilir. Bir Fatiha okuyup gözlerinizi açar, o
          zaman teveccühün  şeklini  bozabilirsiniz, ileri geri gidebilirsiniz. Anlayabildiniz  mi?
          İnşallah anladınız.
          Bir daha tekrar edeyim. Bu amelin büyüklüğü şu, bu amelimizde en büyük ikram şu
          oluyor:

                 Teveccüh olunca herbir ihvâna
                 Mürde kalblerimiz gelirler câna
          Bakın bu teveccühte ölü kalpler dirilirmiş, zikir tohumu ekilirmiş.
          Ama kalbi temizleyeceğiz ki oraya zikir tohumu  ekilsin. Yani temizlenmemiş,
          halledilmemiş taşı, toprağı, otu, çöpü paklanmamış bir tarlaya tohum ekilirse, o tarla o
          tohumu içinde bitirmez. Zaten erbabı da o  tarlaya ‘Bu tohum bitmez.’ diye ekmez.
          Onun için bu kelamda onu ifade ediyor:

                 Yar daim sana nazar eyler
                 Seni gafil görürse güzar eyler
          Yardan mana Allah’tır, Resulullah’tır veya meşayihimizdir. Bunlar daima nazar ediyor.
          Senin kalbini temiz bulunca oraya bir himmet edecekler. Oraya bir nur dolduracaklar,
          anlaşıldı mı efendim: ama kalbin temiz değilse eğer o zaman ne yapar?

                 Yar daim sana nazar eyler
                 Seni gafil görürse güzar eyler
          Yani sana ihsan edecekti, bir ikramda bulunacaktı, baktı sen ikrama bi habersin, ikramı
          istemiyorsun, istemesini bilmiyorsun veyahut da ihtiyacın yok. O zaman sana ikramı
          etmez, küser gider.

          Bu da nedir? Sen bir insana iyilik edecektin. O insan sana tevazu ederse, hürmet ederse
          sen ona iyiliğini yaparsın. O insan sana sert çıkarsa, sana karşı çıkarsa, isyan ederse, ona
          iyiliği yapmazsın, ona kahreder gidersin.
   173   174   175   176   177   178   179   180   181   182   183