Page 176 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 176

172                                                          Gülden Bülbüllere

          Diye düşünenler hep nedir? Bunlar gönlüne gelir. Bunlar gelsin de gelmesi mani değil.
          Ama tutmayacaksınız, gönlünüzden bunları atacaksınız. Kalbinizi temiz pak
          tutacaksınız.
          Mesela nasıl? Bak, şurada bir cam var, bu camın üzerine bir leke düştü. Onu silersin pis
          oldu mu şimdi? Bir daha düştü, onu da silersin, pis oldu mu? Onu silemezsen bir tane
          düşer, iki tane düşer, üç, beş, sekiz, on tane düştü mü ne olur? Berbat etti. Değil mi?

          Evet, işte  burada da siz bu amelde kalbi cihadınızı yapacaksınız.  İki  şeye dikkat
          edeceksiniz.  Birincisi bu amelde göz açmak yasaktır. Gözlerinizi açmazsınız.
          Cezbelenenlere, ağlayanlara, bağıranlara, çırpınanlara açıp da bakmayın. Akşamüstü
          hatmede bak,  kütürtüler geliyordu,  başını tahtalara, duvara vuruyordu. Bunlara
          gözlerinizi açmayın, bakmayın, yasaktır, bu bir.
          İkincisi kalbinize geleni kalbinizde tutmayın atın.
                 Gam gelmez dememişler, gam eğlenmez demişler.

          Yani kalbe her şey gelir, gelmez değil, gelir ama eğlenmez. Attınsa eğlenmez, tuttunsa
          eğlendi kaldı orada.
          Sonra insanların kalbine bak, suyu misal veriyorlar. Bir su var ki cârî nehir akıyor. Bir
          su da var ki göl suyu. Bir çukura yerleşmiş duruyor. Bir taraftan  bir akıntısı yok,
          hareket yok. Şimdi bu göl suyuna atılan pislikler, zibiller ne olur orada? O gölü kirletir.
          Ama bir nehire atılan pislikler nehiri kirletir mi? Asla kirletmez. Bazı şehirleri nehirler
          ikiye bölmüş. O şehir de ev zibillerini, sokak zibillerini hep o nehire döküyorlar. Hiç,
          asla kirletemiyorlar.
          Onun için burada kalbî cihatınızı yapacaksınız. Kalbi selim olun, kalbi selim demek
          kalbinizi her şeyden boşaltacaksınız. Allah’ı alacaksınız kalbinize, her geleni atacaksınız.
          Allah kalbinizde, rabıta karşınızda, elinde  şeriat kamçısı, Allah’ı unutunca senin
          tependen aşağı vuruyor. Niye unuttun?  Diyor.  Veya  kalbine gelen o pis  şeyi çıkart
          kalbinden at, diyor. Böyle iman ediyoruz. Şeriat kamçısıyla tepeden aşağı vuruyor.
          İşte demek ki bu amelimizin başlangıcında bir oturma şekili var. Böyle lalettayin değil.
          Namaz safı nasılsa öyle oturturlar. Ama arka arkaya oturturlar.

          Bu teveccühün oturma şeklini aldıktan sonra teveccüh başlarken “Estağfurullaaaah”
          diye bir nida olacak. Bu nida olunca amel başlıyor, gözlerinizi yumarsınız. Asla ve asla
          gözü açık kimse kalmasın. Gözlerinizi yumarsınız 25 defa istiğfarı okursunuz.
          Parmaklarınızla hesabı yaparaktan, usul, kendiniz işiteceğiniz kadar.  Şu vaziyette,
          “Estağfurullaaaah. Estağfurullaaaah, Estağfurullaaaah”  ama kendi işiteceğiniz kadar.
          Bak! sağındaki de okuyacak o istiğfarı, solundaki de onlara duyurmayacaksın, onları
          meşgul etmeyeceksin. Yirmi beş istiğfarı okursunuz, sonra okuyacağınız, yapacağınız
          bir şey yok. O zaman ne var?

          Gönlünüzü, kalbinizi muhafaza edeceksiniz. Gözünüzü açmayacaksınız. Kalbinize de
          geleni atacaksınız, kalbinizde bir şey tutmayacaksınız. Bu iki şeye dikkat edeceksiniz.

          Teveccüh başladıktan  bir  müddet sonra üç defa daha bir “Estağfurullaaah” nidası
          duyarsınız. Onu siz okumayın.
   171   172   173   174   175   176   177   178   179   180   181