Page 179 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 179

Teveccüh Sohbetleri                                                    175

          Onun için işte bu amelimiz kalbinizi boşaltmak, selim olmak istiyor. Hastalığınız,
          hastanız varsa,  aklınıza gelirse, çıkarın. Ne olacak yani sen burada onu düşünmekle o
          hasta orada iyileşecek mi? Yok, daha  onu atabilirsin. Borcun var, sen burada  onu
          düşünmekle o borç ödenecek mi? Yok onu da çıkarabilirsin.
          İşte bunlara dikkat edin. Bir de şu var; kalbi selim olmak için iki şey var:
          Bu cemaat içinde eğer herhangi bir kimseden bir dargınlığınız varsa, küskünlüğünüz
          varsa veya hoşunuza gitmeyen bir insan var ise onu hoş görün. Dargınlığınız varsa,
          onu bağışlayın, gönlünüzden o dargınlığı çıkarın. Bunlar da mani olur. O zaman bunlar
          var ise kalp selim değil, boş değil, kalbin meşgul, doldurmuş. Veya hoşuna gitmeyen
          sevmediğin bir insan varsa, sen  o insanı sevmiyorsun, sözü hoşuna gitmiyor,
          hareketleri hoşuna gitmiyor. O zaman terakki etmek için dersin ki:
          —Belki şeyh efendimiz yanında bu benden daha kıymetlidir. Belki bu Allah’ın indinde
          daha kıymetlidir. Belki Resulullah Efendimiz’e bu daha da yaklaşmıştır.
          Öyleyse yüzünü gönülden onun ayaklarının altına koy. İşte ne olur? Ona olan şeyin
          gider, o zaman kalbini boşaltmış oldun.
          Bir de  şu vardır. Bak, zâhir  şeraitte de bu var. Hocalarımız daima vaazlarında,
          nasihatlerinde söylerler ki mesela Müslüman bir genç, bir ihtiyar Müslüman’ı gördüğü
          zaman ondan bir istimdat talep etmesi gerekiyormuş. Nasıl?
          —Yâ rabbî  ben de senin  kulunum, bu  da senin kulun. Ama bu  benden evvel seni
          tanıdı, sana ibadet etti, itaat  etti, amel işledi, sana yaklaştı.  Ben ise daha yeni seni
          tanıdım, amelim yok ki sana yaklaşayım. Bunun işlemiş olduğu makbul amelleri ile sana
          yaklaşmış, senin yanında değeri, kıymeti var. Ona bağışla beni, kusurlara ve bundan
          sonra kötülüklere bana fırsat verme. Yâ rabbî kötü ameller işlemeyeyim, bu gençliğimi
          senin yolunda harcamak için, bu ihtiyarın hürmetine affet.
          Bunu demekle insanlar  ne oluyor, bir  tevazu oluyor. Gönül  alçaklığı oluyor. Bak!
          Cenabı Hak: “Her kim ki Allah için alçalırsa biz onu yükseltiriz.” 13  buyuruyor. Bunlar
          alçalmaya tevazuya bir alet oluyor. Gönlü boşaltmaya da bir alet oluyor.

          Bu öyle olduğu gibi bir ihtiyar da bir genç görse  ki bir ehl-i salat  namazında,
          abdestinde olan bir genci, ibadetle uğraşan bir genci gördüğü zaman o da ne diyecek?
          —Yâ rabbî, ben çok yaş yaşadım ama ben sana kulluğumu layıkıyla yapamadım. Çok
          eksikliğim kusurum oldu, çok günahım oldu. Fakat  bu genç günahsız. Henüz hiç
          günah kazanmadan sana  yönelmiş, ibadet yapıyor.  Çünkü gencin ibadeti  amelleri,
          ihtiyarın ibadetinden  çok farklı. Hadis-i  şerif var.  Bunun ameli  çok makbul senin
          indinde. Genç olduğundan dolayı, bunun gençliğine, bunun makbul olan amellerine
          benim geçmiş kusurlarımı, günahlarımı bağışla.
          Bu böyleymiş. Şimdi burada bizim ihvan arasında şu var. Şimdi burada otuz senelik
          ihvan var. Daha da fazla olan var, bir de yeni ihvan var. Bunlar bizim tarikatımızın
          büyük amelleridir.



          13  Hikmet Goncaları Trc. (500 Hadis Şerif) 397
   174   175   176   177   178   179   180   181   182   183   184