Page 38 - Gülden Bülbüllere Teveccüh Sohbetleri - Abdurrahim Reyhan Erzincani
P. 38

34                                                           Gülden Bülbüllere

          başka  tarikattan  olanlar  her ne kadar söylediysem ehemmiyet etmedi, kıymet
          vermediler yine açtılar. Teveccüh yaparken üç tane gözü açık gördüm. Şimdi burada da
          başka tarikattan gelmiş varsa, hangi tarikattan olursa olsun gelsin, girebilir fakat riayet
          etsin. Önemli olan bir defa gözlerini  yumsun, açmasın. Ondan sonra kendi zikrini
          yapmasın. Hani biz teveccüh yaparken, muhabbeti gelir, kendi zikrini yapar. Hafî zikir
          varsa, zaten gizli yaparsa bizimki de gizli. Onun bize manisi yoktur. Cehrî zikir yaparsa
          o da bizim amelimize mani olur. O yapmasın. Böyle birisi varsa ya riayet etsin, otursun
          veyahut da çıksın gitsin. Bir de bizim yeni ders alan ihvanlar, şuna dikkat edin, göz
          açmayın, göz açmak yasaktır. Gözünüzü açarsanız siz de feyiz alamazsınız, cemaatin de
          feyzine mani olursunuz.
          Bir defa cezbeye göz açmayın. Cezbe var, daha demin biri, Allah, diye bağırdı. Yine
          bağıracak, Allah diye bağıracak, ‘Hey, Hay’ diye bağıracak. Bu gayri ihtiyaridir, iradesiz
          oluyor.

          Bazı cezbe sahipleri de eğer iradesi ile  yapıyorsa, bu  da bizim büyüklerimizin emri,
          günah-ı kebâirdir. İrade ile sesle Allah demek veya bağırmak cezbe yapmak, günahtır,
          bizde günah-ı kebâirdir.

          Bakın, dikkat edin! Cezbe sahipleri de kendilerine sahip olsunlar.  Mümkün olduğu
          kadar kendilerini sıksınlar, cezbelenmesinler. Cezbe haktır, ama en son netice, kendini
          eyleyemiyor; sıkıyor, sıkıyor kendini  eyleyemiyor, tutamıyor ondan sonra silah  gibi
          patlıyor. Cezbe silah gibi patlar. Ama en son çaredir, eğer kendini  tutabiliyor,
          saklayabiliyorsa, onun için cezbeden daha hayırlı olur ki o hâldir, o da geçer.
                 Köpürüp kapağın atma derviş
                 Sabreyle pişip kemale eriş

          Bak, bu kelam onu ifade ediyor. Cezbe sahiplerinin cezbesine “Köpürüp kapağın atma
          derviş” diyor. Cezbelenen bir kimse, pişerken, kaynarken taşan bir yemek veya taşan
          bir su gibidir. Kapağını da atar, taşar efendim,  azalır.  İyi değil, maharet,  marifet
          sayılmıyor. Ama bu cezbe sahibi cezbesini sindirirse içersine, ona sabrederse bu onun
          için çok yararlı, faydalı olur. İşte bak;
                 Köpürüp kapağın atma derviş
                 Sabreyle pişip kemale eriş

          Cezbe sahipleri için böyle.  Fakat sizlerde veya diğer cemaat içinde böyle bir cezbe
          tecellî ettiği zaman, Allah diye bağırıyor veyahut da öyle hıçkıra hıçkıra ağlıyor, tatlı bir
          ağlama ile ağlıyor veyahut  da mesela  çırpınıyor, hareket  ediyor, kendisini duvarlara,
          yerlere vuruyor. Bunlar  cezbedir.  Bu kimdir çırpınan, hele  açayım, bakayım. Yok,
          yasaktır! Bu kimdir, Allah diye bağıran, hele açayım, bakayım. Yok, yasaktır! Kimdir bu
          ağlayan, gözlerimi açayım, bakayım. Yok  yasaktır! Bunlara  dikkat edin,  yine tekrar
          ediyorum.

          Evet, işte teveccüh  başlarken, teveccüh  usulünce oturttururlar. “Estağfurullah” nida
          olur.
   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42   43